KÖLELİK BÜROLARINA HAYIR

????????????????????????????????????
????????????????????????????????????

DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun Özel İstihdam Büroları ile ilgili 15 Şubat 2016 Perşembe günü saat 12:30’da Ankara’da Akay kavşağında yaptığı basın açıklaması;Bugünlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen bir yasa tasarısı ile Türkiye’de emeği ile geçinen milyonlar köle haline getirilmek istenmektedir. Bu tasarı ile insanlık onuruna yakışmayan, köle simsarlığı yasal hale getirilmek istenmektedir.

Özel İstihdam Büroları’na geçici iş ilişkisini de kapsayacak biçimde işçi kiralama yetkisi verilmesi başta olmak üzere, güvencesiz çalışmayı yaygınlaştıracak düzenlemeler bugün TBMM gündeminde yer almaktadır.

TBMM’nde iktidar partisi tarafından dayatılan Özel İstihdam Büroları’na dair yasa tasarısı, işçi sınıfına kölelik dayatmaktadır. Bu yasa tasarısı bir avuç işçi simsarının ve onlardan işçi kiralayacak bir avuç sermayedarın talebidir.

Konuyla ilgili olarak toplanan Üçlü Danışma Kurulu’nda hiçbir mutabakat olmamasına rağmen, bu yasa teklifi Meclis’e gönderilmiş, komisyonlardan apar topar geçirilmiştir.

Özel İstihdam Büroları ile ilgili olarak başta DİSK olmak üzere, işçi kesiminden gelen hemen hiçbir itiraz dikkate alınmamıştır. Görmeyen gözler görsün, duymayan kulaklar duysun diye bir kere daha tekrar ediyoruz. Özel İstihdam Bürolarına karşı sonuna kadar direneceğiz. Bu mücadelemizin 20 temel gerekçesini burada sizlerle bir kere daha paylaşmak istiyorum.

İş güvencesi ortadan kalkacaktır.
Kıdem Tazminatı fiili olarak yok edilecektir. İhbar tazminatı ortadan kaldırılacaktır.
1-9 arası işçi çalıştıran iş yerlerinde 5 işçiye kadar, 10’un üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde %25 oranında kiralık işçi çalıştırılabilecektir. Böylece kayıtlı istihdamın nerdeyse yarısı bu kölelik büroları aracılığı ile güvencesiz çalıştırılacaktır.
Kural dışı, güvencesiz ve esnek çalışma biçimleri kural haline gelecektir.
Sendikal örgütlenmeler çok ciddi kan kaybedecektir.
İşverenlerin işten çıkarma maliyetleri düşecektir, işçiler istenildiği gibi kullanılıp kapı önüne konulacaktır.
İddia edildiği gibi kayıt dışı istihdam düşmeyecektir. Çünkü işverenlerin tercih ettiği en esnek çalıştırma biçimleri kayıt dışındadır.
Kayıtdışı istihdam edilenler güvence kazanmayacaklar; aksine formel sektörlerde, sendikal örgütlenmelerin var olduğu alanlarda işçiler güvencesiz hale gelecektir.
İşçi sınıfı “kiralık işçilik” adı altında kölelik ilişkilerine mahkum edilecektir.
Gelir, emeklilik, yıllık izin ve sağlık ile ilgili bütün haklar tamamen ortadan kalkacaktır.
Kiralık işçiler aynı işi yapan diğer işçilere göre çok daha düşük ücrete mahkum olacaktır.
Uzun çalışma saatleri açısından dünyada zirvede yer alan ülkemizde, kiralık işçiler yoğun çalışma temposuyla, yoğun bir sömürü çarkı içinde olacaktır.
Ülkemizde iş hukuku, işçi-işveren arasındaki sözleşme, iş yeri ve iş kolu düzenlemeleri üzerine kuruludur. Meclisteki tasarı, bu hukuksal düzenlemeleri geçersiz hale getirecektir. Böylece çalışma yaşamı tamamen hukuk dışı bir hal alacaktır.
İşverene toplu işten çıkarma hakkı tanınacak, işveren 8 ay sonra aynı işçiyi kölelik bürolarından çok daha ucuza, sendikasız, haksız hukuksuz kiralayabilecektir.
İşverenler, Özel İstihdam Büroları’ndan işçi kiralama hakkı kazandığında, “kadrolu” işçilerin üzerinde sürekli bir baskı oluşturacaktır.
Kiralık işçiler, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği uygulamalarından yaralanamayacak, ağır, tehlikeli ve ölümcül risklerle karşı karşıya kalacaktır.
Kiralık işçilerin İşsizlik Fonundan yararlanma olanakları olmayacaktır.
İş-Kur işlevsiz hale gelecek, kamu emek gücü piyasasındaki sorumluluklarını tamamen üstünden atmış olacaktır.
Kamudaki alt işverenler, Özel İstihdam Bürolarından işçi kiralayabileceklerdir. Kamuda taşeron köleliğini aratan çalışma düzeni kurulacaktır.
Sonuç olarak Özel İstihdam Büroları köle pazarlarıdır. Özel İstihdam Büroları İle Geçici İş İlişkisi oluşturulması insan ticaretidir. İnsan ticareti, tarihteki en büyük insanlık suçlarından biridir.
Bu 20 maddenin her bir tek başına işçi sınıfı büyük bir saldırı anlamına gelmektedir. Bu saldırılar büyük bir direnişi gerektirmektedir.

Seçimlerden önce “taşerona kadro” afişleri ile oy toplayan AKP, seçimin ardından verdiği sözleri unutmuş, taşeron düzenine rahmet okutacak bir kölelik düzenini hızla Meclis gündemine taşımıştır.

Bu de yetmemiştir kıdem tazminatımıza el uzatmıştır.

Bu koşullar altında geleceğimize, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için mücadele etmek, ahlaki, sınıfsal ve siyasal bir görevdir.

Tüm emekçileri, emek dostlarını, emekten, demokrasiden, özgürlüklerden yana olan tüm güçleri ortak mücadeleye davet ediyoruz.

Emek, hak ve demokrasi mücadelesi verenler er yada geç hep kazanmıştır!

Bir cevap yazın