DİSK Emek Hareketi: “İşyerlerine yaslanan, demokrasiyi işleten bir anlayış ve mücadele”

DİSK Emek Hareketi, DİSK’in 16. Genel Kurulu öncesi işçilere bir platform yayınlayarak DİSK’in durumunu ve işçi sınıfının ihtiyaçlarını tartışmaya açtı. Sermayenin ve hükümetinin sendikal haklardan ücretlere kadar geniş bir yelpazede işçi sınıfının kazanılmış haklarına yönelik saldırısının arttığına dikkat çeken platform, sendikaların tutumunun da bunu kolaylaştırdığını söylüyor. Platform, sermaye ve hükümetinin bu girişimlerine karşı işçi sınıfının ihtiyaç duyduğu mücadeleye ve sendikal anlayışa dikkat çekiyor: “İşyerlerine yönelen ve yaslanan, demokrasinin işletildiği, merkezi örgütlenme politikasının olduğu, en geniş birlikteliğin hedef alındığı bir anlayış ve mücadele…”

Türk-İş’in bürokratik, uzlaşmacı ve yandaş çizgisine bir tepki olarak ortaya çıkan DİSK’in işçi sınıfı mücadelesinde önemli yere sahip olduğuna dikkat çekilen platformda, bunun bugün de işçi sınıfı içinde karşılığı olduğu vurgulanıyor. Platform şu sorular etrafında şekilleniyor: “DİSK bu mirasın verdiği sorumluluğun karşılığını gerçekten verilebiliyor mu? DİSK ve bağlı sendikaların sürdürmüş olduğu mücadele beklenti ve taleplerini karşılıyor mu? Sendikaların faaliyetleri ve mücadele pratikleri, saldırılara karşı mücadeleyi ilerletiyor mu? Sermayenin saldırılarını durduracak bir eylem programı, çalışması, örgütlenmesi var mı?”

İŞÇİ SINIFINA YÖNELİK HAK GASPLARI ARTTI

Hem DİSK’te hakim olan mücadele ve sendikal anlayışın hem de işçi sınıfının ihtiyaçlarının tespiti için sermaye ve hükümetinin işçi sınıfına yönelik aldığı tutumun ortaya koyulması önemli. Bu noktada platformda öne çıkan başlıklar şu şekilde:

Sermayenin temsilcisi olarak iktidarda bulunan Erdoğan-AKP hükümetleri, altyapısı vahşi kapitalizm, üst yapısı din istismarcılığı ve ırkçı-şoven kışkırtıcılık olan ‘tek adam tek parti yönetimi’ ile yerli ve yabancı tekellerin çıkarlarına hizmet etmektedir. Göreve geldiğinden bugüne İş Kanunu, Sendikalar ve Toplu Sözleşme Kanununda değişiklik yapan AKP, şimdi çalışma mevzuatının tümden yenilenmesini gündemine almıştır.
Esneklik uygulamalarının genişletilmesi, belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasının önündeki sınırlamaların kaldırılması, kıdem tazminatının fona devredilmesi, kamusal emeklilik hakkının ortadan kaldırılması ve bireysel emeklilik sisteminin mutlak zorunlu hale getirilmesi, iş güvencesinin ortadan kaldırılması gibi temel hususlar ‘tek adam tek parti’ yönetiminin ekonomik program hedefleridir.

Sendikal haklar fiilen ve hukuken ortadan kalkmıştır. Taşerona karşı mücadelenin de etkisiyle seçim hesaplarıyla çıkarılan ‘taşerona kadro’ düzenlemesi ile aslında işçilerin en temel sendikal haklarını tümden ortadan kaldıran bir adım atılmıştır. Bu ‘kadrolu taşeronluk’ sistemiyle kamudaki işçilerin taşerondayken aldıkları ücretlerin altında ücret alması sağlanırken, toplu sözleşme hakları da 2.5 yıldan fazla süre ortadan kaldırılmıştır. Sürenin uzatılıp uzatılmayacağı da ayrı bir gündemdir.

Kamuda çalışanların (merkezi ve yerel yönetimler dahil) TİS hakkı, konfederasyonlarla imzalanan kamu çerçeve protokolü ile yasal olarak sınırlandırılmıştır. Kamuda örgütlü sendikaların toplu sözleşmeleri, bu çerçeve protokol ile yasal olarak bağlanmış, işçilerin grev hakkı fiilen ellerinden alınmıştır. Bu model ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ denilen ‘tek adam tek parti’ yönetiminin çalışma rejiminin uygulamasının tipik bir örneğidir.
16 grev yasaklayan AKP, özgür toplu pazarlık ve grev haklarını fiili ve “yasal” olarak imkansız hale getirme peşindedir.

Çıkarılan yasalar kamusal kaynakların sermayeye peşkeş çekilmesine sebep olurken emekçilerin kazanımlarını ortadan kaldırmaktadır. Yasalar patronlar ve iktidar sahipleri için ayak bağı, işçi ve emekçiler için ise mutlaka uymak zorunda oldukları bir düzen halini almıştır. İşlerine gelmediği zaman yasa-hukuk tanımayanlar, işçilerin hakları söz konusu olduğunda yasaları öne sürerek yok sayma gayesindedir. Yasalarla sınırlı mücadele işçi sınıfının kazanımlarının mezara gömülmesine neden olacaktır. “Yasalarınızı tanımıyoruz, yasalarınız bizi öldürüyor” demek zorunda olduğumuz bir mücadele hepimizi bekliyor.

SENDİKAL BÜROKRASİ SADECE YÜKSEK MAAŞ DEĞİL, BİR ANLAYIŞTIR!

Hak gasplarına karşı sendikalar nasıl bir yerde duruyor? Sendikal bürokrasiye dikkat çekilen platformda şu ifadeler yer alıyor: “Bürokratlaşmış sendika yöneticileri koltuklarını koruma gayesini gizlemek için, içinden geçilen ağır ekonomik, siyasi koşulları gerekçe göstermekte; en iyisi mevcudu korumayı hedef gösterirken, birçoğu süreci tavizlerle geçirmeye çalışan bir tutum içindedir. İşçiler, her sözleşme dönemi sonrasında hakların daha da geriye gittiği bir durumla karşı karşıya kalmaktadır. Asgari ücret sendikalı işyerlerinde bile tek ücret haline dönüşmüştür.”

Peki, DİSK’e bağlı sendikalarda bürokrasi yok mu? Platform şöyle yanıt veriyor: “Sendikal bürokrasi sadece yüksek maaş ve son model araç değil, bir anlayıştır. Birçok sendikacı yaşamı ile işçiden kopmuştur; sınıf mücadelesi, işçi sınıfı diye bir derdi yoktur, ne şiş yansın ne kebap düşüncesiyle hareket etmekte, elindeki mevziyi kişisel çıkarları için kullanmaktan geri durmamaktadır.”

NASIL BİR MÜCADELE, NASIL BİR ÖRGÜTLENME?

İşçi sınıfının daha iyi bir hayat mücadelesinden geri durmadığı ifade edilen platformda Avrupa’daki grevler, başta metal direnişi olmak üzere Türkiyeli işçilerin eylemleri hatırlatılıyor. “Nasıl bir mücadele?” sorusuna tam da burada yanıt veriliyor: “En ileri deneyimlerimizin öğrettiklerinde aramamız gerekmektedir.”

Platforma göre mücadelenin ana hatlarını, işyerleri, sendikal demokrasi ve örgütlenme biçimi olarak üç başlık altında toplamak mümkün:

Sendikal örgütlülüğün varlığı işyerlerindedir. İşyerlerinde örgütlü ve güçlü olmayan sendika, başka alanlarda ne kadar etkili olursa olsun önemi yoktur. İşyerlerinde seçimle iş başına gelen sendika temsilcileri ile birlikte yine seçimlerle oluşan işyeri komiteleri, örgütlülüğün ve mücadelenin sigortasıdır. Karar süreçlerinde tek yetkili güç, bu komiteler ve işçiler olmalıdır. İşyerlerinde en geniş işçi birlikteliğini yaratmak önemli diğer bir husustur.
Tüm işçilerin karar süreçlerine katılımını sağlayacak mekanizmaların, organların işletilmesi hayati önemdedir. Başkanlar Kurulu, Genişletilmiş Başkanlar Kurulu gibi organlar değil sadece. Tüzük gereği oluşturulan Genel Temsilciler Kurulunun, Bölge Temsilciler Kurullarının düzenli olarak toplanması ve üye işçilerin ortak iradesinin oluşması sağlanmalıdır. Kendi içinde demokrasiyi işletmeyen, eleştiri ve öz eleştiriye açık olmayan bir yapının büyümesi, güçlenmesi olanaksızdır.

DİSK’in merkezi bir örgütlenme programı olmak zorundadır. İşçi sınıfı kitleleri içinde sistemli bir örgütlenme faaliyeti bugüne kadar ne yazık ki yürütülememiştir. Her sendika -örgütlenmeyi gündemine almışsa- kendisi ile başbaşadır. Sendikalar, kadroları, binaları, mali imkanları ile örgütlenme için dayanışmaya açık olmalıdır.

“İŞÇİ HAVZALARINA YÖNELMELİ”

Tespitler üzerinden şu çağrıyı yapıyor:

“Dönem, işçi hareketinin ve sınıf mücadelesinin kitlesel dalgalarına, patlamalarına gebedir. DİSK, sanayi bölgelerine yönelmeli, iş kolu ayrımsız örgütlenme büroları açmalı ve büroların işçiler için çekim merkezi haline getirilmesi öncelikli iş olmalıdır. Genç, her tür güvenceden yoksun işçilerin örgütlenmesi için pilot iş kolları ve bölgeler belirlenerek, tüm imkanların seferber edildiği bir hatta girilmelidir.”

Delege dağılımında aidat ödeyenlerin ağırlık kazandığı, genel kurulda temsiliyetin buna göre belirlendiği mevcut uygulamadan vazgeçilmesi gerektiğini belirten platform, “16. Olağan Genel Kurul, ‘Nasıl bir mücadele, nasıl bir DİSK?’ sorusuna, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda ‘Sınıf sendikacılığı temelinde, işçilerin söz ve karar yetkisine sahip olduğunu bir DİSK’ yanıtının verileceği bir platformda gerçekleştirilmelidir. Bu da her şeyden önce genel kurul sürecinin ‘birlik, mücadele, dayanışma’ şiarıyla inşa edilmesini gerektirir” diyor.

SERMAYE VE PARTİLERİNDEN UZAK, SINIF SİYASETİNE YAKIN

“DİSK sermaye ve devletinden bağımsız bir sınıf örgütü olma iddiasını daha açık ve net bir biçimde ortaya koymalıdır. Siyasi partilerle ilişkiler, DİSK’in mücadele ilkelerine zarar vermeyecek biçimde sürdürülmelidir. Sendika merkezleri burjuva siyasetin koltuklarına oturmanın basamağı olmamalıdır. Ülkenin güncel politik meseleleriyle ilgili tutum, sınıf mücadelesinin çıkarlarını gözeten ve sınıfın enternasyonal bilincini ilerleten bir zeminde belirlenmelidir.”

GENÇ İŞÇİLERE GÜVEN VEREN BİR DİSK

“İşçi sınıfı gençleşmiş, eğitim düzeyi yükselmiştir. İşçiler, sınıf mücadelesinin geçmiş deneyimleri konusunda tecrübesiz olmakla beraber, ikna olduğunda çok çabuk harekete geçmekte ve etkili bir mücadeleye girmekten çekinmemektedir. İşçi sınıfının bu canlı kesimi ile buluşabilecek, güvenini kazanabilecek, deneyimleri aktaracak ve öğrenecek sendikal politikayı hayata geçirmek kaçınılmazdır… İşsizler de işçi sınıfının bir parçasıdır. Sendikalar, doğrudan işçi sınıfının bir sorunu olan işsizliğin önlenmesine yönelik mücadeleyi büyütecek politikalar izlemeli, eylem ve mücadele programları oluşturmalıdır.”

KADIN İŞÇİLER İÇİN HAKLARININ ADRESİ OLAN BİR DİSK

“Uzun mesailer, düşük ücret, angarya vb. sorunlarla boğuşan kadın işçilerin sırtına, bir de evdeki işler ve bakım yükü yüklenmiştir. Kadın işçilere ulaşabilmek için bu koşulları gözeten özel bir sesleniş ve uygun bir örgütlenme çalışması elzemdir. Kadın işçilerin örgütlenmesi sadece sendikada yönetici kadınların sorunu değildir. Kadın işçilerin sorunlarının, tüm yönetim organlarında gündem olması, iş kollarının özgünlüklerini gözeten özel kampanyalar örgütlenmesi sağlanmalıdır. Kadın örgütlenmesinde işyerlerindeki kadın işçilerin katılımı ve birliği esas olmalıdır. İşyerlerinden ve şubelerden başlayarak her sendikanın kadın komisyonları oluşturması teşvik edilmeli, DİSK’in Kadın Komisyonları bu genişlikte ve gerçek bir temsiliyet üzerinden oluşmalıdır. Sınıf dışı akımların kadınlar adına sendikalara dışarıdan dayattığı, karar organı olarak işyerlerinden itibaren seçilerek oluşmayan hiçbir yapıya prim verilmemelidir.”

MİLLİYETÇİLİĞE KARŞI SINIF KARDEŞLİĞİ

“Suriye’de başlayan iç savaşla birlikte Türkiye halkları, mülteci gerçeğiyle ilk kez bu kadar yakından ve kitlesel bir şekilde karşılaştı. Kışkırtılan düşmanlığa karşı DİSK, mülteci ve göçmen işçilerin çalışma ve yaşam koşulları, sorunları ve talepleri ile ilgili sözünü söylemekten geri durmamalıdır. İşçilerin birbiriyle rekabete sürüklenmesine karşı ‘sınıf kardeşliği’ çağrısıyla mücadele DİSK’in sorumluluğundadır.”

BİRLİK VE DAYANIŞMA İÇİN YEREL PLATFORMLAR

“Tepede oluşturulmaya çalışılan birlikteliklerden çok, bugün sınıfın en acil talepleri için işyerlerinde işçileri birleştirmeye çalışmak ve aynı zamanda yerelden başlanarak sendikal birlik ve platformalar oluşturmak herkesten önce DİSK’in sorumluluğundadır.”

MALİ AÇIKLIK GÜVENİN ÖN ŞARTI

“Sendikaların tüm harcamaları ile yönetici ücretleri üyelerle ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Yönetici ücretleri tüzüklerle sınırlanmalı, TİS kapsamındaki en yüksek üye işçi ücretini geçmeyeceği hüküm altına alınmalıdır. Aidatlar örgütlenme ve sınıf bilincinin geliştirilmesi amacıyla işçilerin eğitimine harcanmalıdır. Tüm işçilerin aileleri ile bütün bir hayatında sendikasının varlığını göreceği çeşitli kültürel ve eğitici faaliyetlere kaynak ayrılmalıdır. ‘Grev ve direniş fonları’ oluşturulmalıdır. Yapılan harcamalar işçilerin denetimine açık olmalı, nereye, ne harcandığı tüm işçilerin ulaşabileceği araçlarla duyurulmalıdır.”

SINIF BİLİNCİNİ İLERLETECEK SENDİKAL EĞİTİM

“İktidarın eğitim alanına müdahaleleri, kültür sanat alanına yönelik sansür ve yasaklamaları, medyayı kontrol etme ve baskı altına alma ısrarı, halkı bilgiden, gerçekten, gelecekten mahrum bırakma amacı taşımaktadır. Sürekli yalan propaganda altında bilinci aşındırılmış işçilere, sınıf ve sendikal bilincini geliştirmeye yönelik eğitim verilmesi şarttır! Her sendika bir şekilde kendi eğitim faaliyetini sürdürmektedir. DİSK, sınıf bilincini kazandıracak ve ilerletecek bir eğitim programı oluşturmalı ve bu kapsamda materyaller çıkarmalıdır. DİSK ayrıca güncel politik meselelere ilişkin tutumunu açıkladığı bildiri, broşür, afiş vb. daha sık çıkarmalı, bunların işyeri ve fabrikalara ulaşması sağlanmalıdır. İşyerlerine gitmek yerine kamuoyucu, sadece basında görünür olmayı hedefleyen tarz geride bırakılmalıdır.”

SENDİKALAR ARASI DAYANIŞMA

“DİSK’in 22 sendikasından, 17’si yüzde 1 iş kolu barajının altındadır. Bu baraj altındaki 17 sendikadan 4’ü yasaya eklenen geçici muafiyetler ile toplu sözleşme yapabilirken geriye kalan 13 sendikanın üyeleri toplu sözleşme hakkından mahrumdur. (Geçici muafiyeti ise Haziran 2020’de sona ermektedir.) Baraj sorunu olan sendikaların, bu sorunu tek başlarına aşmaları neredeyse olanaksızdır. DİSK içindeki sendikalar, kadroları, binaları, mali imkanları ile örgütlenme için dayanışmaya açık olmalıdır.”

Kaynak: Evrensel Gazetesi – Fırat TURGUT (İstanbul)

https://www.evrensel.net/haber/396093/disk-emek-hareketi-isyerlerine-yaslanan-demokrasiyi-isleten-bir-anlayis-ve-mucadele?utm_source=anasayfa&utm_medium=manset&utm_campaign=haber&slide_order=12