Haz 21

Selam verecek vakit bulamıyorlardı şimdi el ele direniyorlar – SeraPool Kadın İşçileri

Birbirinden farklı sektörlerde çalışsalar da kadın işçilerin ortak derdidir; erkeklerle eşit çalışmasına rağmen eşit ücret alamaması, hiçbir ihtiyacı gidermeyen molalar, talep dile getirildi mi “kapı önüne konma” kaygısı, kreş olmadığı için çocuğu bırakacak yer bulmak, evde bekleyen çamaşır, bulaşık… Velhasılıkelam, bir dokun bin ah işit… İşte tüm bu kötü çalışma koşullarına karşı sendikalı olma mücadelesi veren, günlerdir insanca yaşamak ve çalışmak için direnen SeraPool işçisi kadınlara dokunduk biz de… Binlerce “Ah” dinledik belki ama “Haklarımızı alana kadar pes etmek yok” diyeni de duyduk…
İstanbul’un Pendik Kavakpınar Mahallesi’ndeki SeraPool fabrikasında DİSK’e bağlı Cam Keramik-İş’te örgütlenme süreci nedeniyle patron bir işçiyi işten çıkarınca, işçiler de üretimi durduruyor. O günden bu yana da işçiler çalışma koşullarının iyileştirilmesi, eşit işe eşit ücret ve patronun sendikayı kabul etmesi talebiyle direniyorlar. Direnişe çıkan 200 işçiden 120’si kadın ve neredeyse tamamı direnişte. Kadın işçilerin kararlılığı ise, direnişe adeta yön veriyor ve daha önce birbirini tanıma fırsatı bulamayan bu işçilerin örgütlenme konusundaki ısrarını da diri tutuyor.

“Yasaklar diyarı” SeraPool’daki çalışma koşullarını, sendikanın onlar için ne ifade ettiğini ve yaşadıkları değişimi direnişin öncüsü olan kadın işçilerden dinleyelim…

‘SU İÇMEYE VAKİT YOK’

İşçilerin dilinden düşmeyen bir isim var: Nesime Akın. Direniş alanından adeta o sorumlu. Her işe koşturuyor. 10 kişilik işçi komitesinin de sözcüsü aynı zamanda. Onun için değişimin miladı ise, 8 Mart haftasında tanıştığı Pendik Kavakpınar Kadın Dayanışma Derneğinden kadınlar. Yapılan ev toplantılarında kadınlarla yaptığı sohbetlerden nasıl etkilendiğini ve sendika fikrine nasıl yakınlaştığını şöyle anlatıyor: “Dernekten kadınlarla tanışmam ve sonrasında sendikadan arkadaşlar beni çok etkiledi. Şu an çok mutluyum ve elimden gelen fedakarlığı da yapmak için uğraşıyorum.”

5 ay gibi kısa bir süredir fileleme denilen bölümde çalışan Nesime’ye çalışma koşullarını sorduğumda; “8 saat çalışıyoruz. Yarım saat yemek molamız var. Çay ve dinlenme molamız yok. Ne yemekhane ne de tuvaletler hijyenik değil. İş zaten çok ağır. Fırın çok sıcak olduğu için sürekli su içmemiz gerekiyor. Ama su bile içmeye vaktimiz yok. Eleman sayısı az. Gecede 530 metre malzeme çıkarıyoruz. 10 kişinin yapacağı işi 6 kişi yapıyoruz” yanıtını alıyoruz.

sera2

 

3 DAKİKADA BİR 40 KİLOLUK KASAYI KALDIRIYOR

Erkeklerle aynı koşullarda çalışmalarına rağmen her bir işçinin aldığı ücret ise değişiyor. 1100 lira alan da var, 10-15 yıllık çalışmaya rağmen 970 lira alan da… “Bir arkadaşımız 10 yıldır burada çalışmasına rağmen aldığı ücret düşük olduğu için utancından eşine dostuna daha fazla aldığını söylüyormuş. Bunu duyduğumda çok etkilenmiştim” diyor Nesime…

Fabrikada sağlık hizmeti yok. Elleri kesilse saracakları bir yara bandı da… İş kazası geçirip geçirmediğini soruyoruz; “40 kiloluk kasaları 3-4 dakikada bir tek başına kaldırmak zorundasın. Bant sistemi olduğu için 7 buçuk saat ayakta çalışıyorsun. Ben bir gece 40 kiloluk kasa elimdeyken düştüm. Kalçamın sol tarafını palete çarptım. O gece ağrıdan sabaha kadar ağladım. Zaten stresten uyku uyuyamıyorsun. Gözümün önünden bantlar geçiyor. Böyle çalışmaya ne diz dayanır ne de bel” diye anlatıyor. SeraPool’da sadece havuz malzemeleri üretilmiyor. Nesime, elektrik bölümünde çalışanların günde 3 bin elektrik duyu üretmek zorunda kaldığını da sözlerine ekliyor.

Bu sürecin ona neler öğrettiğini anlatırken de bir o kadar heyecanlı: “İşçi arkadaşlarım da sendikadan arkadaşlar da benim ailem gibi oldular. Birlik olmanın gücüne hep inanıyordum ama şimdi daha çok inanıyorum. ‘Bir olmayalım birlik olalım’ diyorum hep. İşte bunun için mücadele ediyoruz.”.

‘KADINA DEĞER BU KADARMIŞ MEĞER’

Bu arada erkek işçilerden biri slogan attırıyor. Aradan yine bir ses: “Aslı iyi slogan attırıyor. Onu çağırın!”. Aslı ile tanışma ve konuşma fırsatı bulamıyoruz. Ama fabrika kapısının demirlerine çıkarak; “Açlıktan ölmeyiz, biz bu yoldan dönmeyiz”, “Direne direne kazanacağız”, “Kadına değer bu kadarmış meğer” sloganlarını haykırışı unutulmaz.

Sloganlar atılırken pencere arasından bakanlar olduğunu görünce işçiler, “Patronlar korkudan kafalarını çıkaramadan bizi izliyorlar” diyor. İşçilerin direniş alanı olan bölüme bir kamera yerleştirilmiş. Bu yüzden o alana girmeden, bahçe kapısı önünde sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

3 ay önce başlayan sendikalaşma sürecini anlatan Satı Uğurbaş, “Bu duyulunca patron 2 arkadaşı kurban seçmiş. Sendika üyesi bir arkadaşımızı izin almadığı gerekçesiyle işten atınca, patron hemen işçileri toplayıp ‘Kim sendika üyesiyse bir tarafa ayrılsın. Olmayanlar benimle gelsin’ demiş. Sendika üyesi olmayanlar da patronun yanına gitmemiş. Sonra hep beraber toplanıp üretimi durdurduk. O sendikayı istemiyor, biz de sendikasız girmek istemiyoruz. Çünkü yeni elemanlar alacak. Biz onlara iş öğrettikten sonra da bizi işten çıkaracağını biliyoruz” diyerek özetliyor.

Memurlarla birlikte toplam 202 işçiden 150’si artık sendika üyesi. Bunların da 123 tanesi kadın.

sera 3

 

40 KİLO KADIN 40 KİLO KASAYI KALDIRIRSA…

Çalışma koşullarından nasıl etkilendiğini sorduğumda 40 kiloluk kasaları kaldırırken nasıl güçlük çektiğini anlatıyor Satı; “Ben kendim zaten 40 kiloyum. Bana ‘Onu kaldırmak zorundasın’ diyorlar. Başka çarem yok. Fazla eleman yok ki bana yardım etsin.”

11 ay gibi kısa bir süredir fileleme bölümünde çalışmasına rağmen birçok kez iş kazası geçirmiş: “Elimde kasayla 2 defa düştüm. Birinde sağ bacağımı, diğerinde sol bacağımın liflerini zedeledim. Rapor almama rağmen gitmediğim günlerin parası kesildi. Birinde de çevirme kısmında alet kırıldı ve çenemin altına saplandı. Kanama başladı ama ben işi bırakamadım. Çünkü fırından malzemeyi bıraksam gidecek. Boşta olan bir arkadaş koştu, pamuk bastı. Ben bir taraftan çalıştım…”.

Direnişin onun için ne anlam ifade ettiğini sorduğumda, “Biz bu sayede arkadaş olduk” diyor. “Yarım saatlik yemek molasında elimizi mi yıkayalım? Yemeğimizi mi alalım? Çay mı içelim? Ne ara sohbet edeceğiz ki? Bu iş yerindeki arkadaşların yarısından fazlasını bu direniş sayesinde tanıdım. Çoğunun yüzünü hiç görmemiştim. Gördüklerimin de isimlerini bilmiyordum. Birbirimize selam verip, gülümsemenin dışında bir şey yapamıyorduk. ‘Merhaba’ almak için bile vakit yoktu. Şimdi ise aramızda birçok şeyi konuşuyoruz” diyerek direnişteki kadınların ortak hikayesini özetliyor aslında.

‘NEYİMİZ TAM Kİ KREŞ OLSUN?’

Direniş alanında oyun oynayan iki çocuk dikkatimi çekince, “Fabrikada kreş var mı?” diye soruyorum, gülüşüyorlar… “Neyimiz tam ki kreş olsun?” diyor biri. O iki çocuktan birinin annesi olan Gülsüm Deniz, “Birini dışarıda bıraktım, diğerini yanımda getirdim. Napayım? Bakacak kimse yok” diyor. Kadın işçilerin birçoğunun çeşitli nedenlerle borcu olduğu için özel kreşe çocuklarını bırakamadıklarını söyleyen Gülsüm, “Bir arkadaşımız çocuğunu eve kilitleyip geldi bir gün işe. O gün de evine hırsız girmiş. Çocuk hırsızla karşı karşıya gelince korkuyor tabii, hırsızlar da susturmuşlar. Borcu var. Ne işten çıkabiliyor ne de çocuğunu baktıracak birini bulabiliyor”. O an; çocuk nasıl sağ kaldı şaşırsan mı, kadın işçi o an neler hissetti diye düşünüp üzülsen mi, fabrikada da bu kadar kadın işçi varken “Neden kreş yok?” diye patrona kızsan mı bilemiyorsun…
Bir gününü anlatmasını istiyoruz Gülsüm’den, şöyle yanıtlıyor: “Sabah kalkıp işe geliyoruz. 4 buçuğa kadar buradayız. Sonra evde işler bizi bekliyor tabii. Dinlenemiyoruz. Çocuklar, yemek derken akşam oluyor. Sosyal hayatımız hiç yok. 1 gün iznimiz var. O da evi temizle, çocuk derken geçiveriyor”. Birden elindeki dikiş izlerini gösteriyor. 20 Şubat’ta iş kazası geçirmiş. Neredeyse parmağını kaybedecek kadar ağır bir kaza üstelik. “Makinenin başlığında koruma olmadığı için sol elim kesildi. Ambulans çağırdılar. Beni sigorta hastanesine götürdüler. Yanımda kimse yoktu. Ne bir geçmiş olsun dediler ne de maaşımı ödediler. Hiç hak talep edemedim. Hem maaşım kesildi hem de 40 günlük sigortam” diye anlatıyor yaşadıklarını. Burada çalışmaya başlamadan önce herhangi bir sağlık sorununun olmadığını, ancak geçtiğimiz günlerde bel ağrısından hastaneye gittiğinde fıtık teşhisi konduğunu söylüyor. Yaşadığı sorunları dile getirdiğinde ise kapıyı göstererek işten atmakla tehdit ettiklerini söylüyor.

‘SENDİKA ŞEMSİYE GİBİ HEM GÜNEŞTEN HEM YAĞMURDAN KORUYOR’

Fatma Yalçınkaya 1998’de Tokat’tan göç ederek İstanbul’a gelmiş. Eşiyle birlikte 3 yıldır SeraPool’da “Serabella” denilen bölümde çalışıyor. Bu bölümde havuza kaplama malzemeleri üretiyorlar. Şartları ise tıpkı diğer bölümlerde olduğu gibi çok kötü. “İlk başladığımızda evimizden işe sevinerek geliyorduk. Ama bir baktık ki 1 gün izin alıp gelmediğinde 2 günlük yevmiyen kesiliyor. 800 lira ile işe başlamıştım. Şimdi 1040 lira maaş alıyorum. Daha yeni zam oldu. Benimle birlikte bu bölümde işe başlayanların hepsi şartlara dayanamayıp işi bıraktı. Buna rağmen müdür gelip ‘Bu bölümden verim alamıyoruz’, ‘Burayı çiftlik mi zannediyorsunuz?’ diyerek baskı yapıyor sürekli” diye anlatmaya başlıyor.

Eşi de elektrik bölümünde çalışıyor. “Ucu ucuna geçiniyoruz” diyen Fatma abla, “Ben idare etmesem nasıl olacak? Sosyal hayatımız zaten yok. 3 çocuğum var. Okulları uzak ama servise bile veremedim. Yürüyerek gidip geliyorlar” diyor.

Fabrikada memurlar ile işçiler arasında ayrım yapıldığını söyleyen Fatma abla, “Memur ayrı yiyor, biz ayrı. Onların bardakları cam, masalarında peçeteleri var” diyor.

Yaklaşık 3 aydır yürüttükleri sendika mücadelesinden bahsettiği sırada, “Senin için sendikalı olmak direnişten önce ne demekti?’ diye soruyorum şöyle yanıtlıyor: “Böyle bir dayanışmayı hayal bile edemezdik. Hepimizin aklı başına geldi. Sendika demek, şemsiye demek. Hem yağmurdan hem güneşten koruyacak bizi. Böyle düşünerek çıktık yola. Fazlasını değil, hakkımız olanı istiyoruz. Alana kadar da mücadele edeceğiz”.

 

(Evrensel Gazetesi – 21 Haziran 2015)

Haz 20

SeraPool direnişi destek ziyaretleriyle güçleniyor / DİSK Genel Başkanı Kani Beko destek ziyaretinde bulundu

DİSK Genel Başkanı Kani Beko direnişteki SeraPool işçilerini ziyaret etti. Ziyarete HDP İstanbul Milletvekili Sezai Temelli, Genel-İş yöneticileri ve üyeleri ile Tümka-İş üyesi işçiler ile CHP Pendik İlçe Başkanı da katıldı.

Cam Keramik-İş’te örgütlenen ve işten atmaya karşı direnişe geçen işçilerin yaşarken ölmemek için mücadele ettiğini söyleyen Beko, işçilerin birlik oldukları sürece mutlaka kazanacaklarını ve sendikanın da her zaman yanlarında olduğunu ifade etti.

Sezai Temelli de işçilerin taleplerini Mecliste dile getireceklerini söyledi.

Ramazanın birinci gününde Emek Partisi Pendik İlçe Örgütü de SeraPool işçilerine iftar yemeği verdi.

(Evrensel Gazetesi / 19 Haziran 2015)

Haz 19

SeraPool işçisine tazminatsız işten atma tehditi

 

Cam Keramik-İş Sendikasında örgütlenerek insanca çalışma, insanca yaşam talebiyle üretimi durduran SeraPool işçileri, direnişin 8. gününde işten tazminatsız atmayla tehdit edildi.

Ramazanın ilk gününde tuvalet ve lavaboları da işçiye kapatan patronun hamleleri işçiler için sürpriz olmadı. Patronun hamlesine, “İlk günden daha kararlıyız. Biz vazgeçmek kelimesinin anlamını unuttuk” diyerek cevap veren işçiler, üretime başlamadı. Patron tarafından fabrikaya asılan pankartta yer alan “İşbaşı yapmayan işçilerin her biri için ayrı işlem yapılacak” ifadesini işçiler, işçiyi bölme girişimi olarak değerlendirdi. İşçiler, “Biz beraber hareket ettiğimizde neler yapabileceğimizi gördük. Bunu gören patron da birliğimizi bozmaya çalışıyor ancak biz her geçen gün daha da kenetleniyoruz. Ölmek var dönmek yok” dedi.

ZİYARETLER SÜRÜYOR

Öte yandan işçilere destek ziyaretleri de sürüyor. İşçileri dün KESK Şubeler Platformu ve Pendik Kadın Dayanışma Derneği ziyaret etti. DİSK Yönetim Kurulunun ise işçileri bugün ziyaret edeceği belirtildi.

(Evrensel Gazetesi/ 18 Haziran 2o15)

Haz 19

SeraPool’da onur ve gelecek direnişi

 

DİSK’e bağlı Cam Keramik-İş’te örgütlenen SeraPool Fabrikası işçileri yalnızca ekonomik talepler için değil, onurları ve gelecekleri için de direniyor. Kölelik koşullarında yaşadıklarını söyleyen işçiler bu durumu tersine çevirmeye kararlı. “Ölmek var dönmek yok”, “İş, ekmek, özgürlük” sloganlarıyla kararlılıklarını dile getiren ve birbirlerine kenetlenen SeraPool işçilerinin 3 temel talebi var: Patronun sendikayı tanıması, hiçbir işçinin işten atılmaması ve eylemler boyunca ücret kesintisi yapılmaması.

SeraPool işçileri için Bursa metal işçilerinin direnişi, işaret fişeği olmuş. Çocuğunun karnesini almak için patrondan izin almaya giden işçinin işten atılması ise fitili ateşlemiş. Bir işçi direnişin ilk gününü şöyle anlattı: “Erdinç sendikal örgütlenmenin içinde olan bir arkadaşımız. Çocuğunun karnesini almaya gidecek. Patrondan izin kağıdı almak için gidiyor, izni alıyor. Ustabaşının biri de patrona Erdinç’in sendikal örgütlenme içinde olduğunu söylüyor. Erdinç kapıdan çıkarken geri çağırıyorlar, ‘Sen izinsiz çıktın’ diyorlar, kovuyorlar. Bu duyulunca işçilerin tümü kendiliğinden işi bıraktı.”

SENDİKALILARLA SENDİKASIZLAR AYRILSIN

Ardından “Erdinç yoksa biz de yokuz”, “Hepimiz Erdinç’iz” sloganlarıyla üretimi durduran işçiler, fabrika bahçesinde toplandılar. İşçiler eylemin ardından patronla ilk karşılaşmalarını şöyle aktardı: “Patron sendikaya üye olanların sol tarafa, üye olmayanların sağ tarafa geçmesini söyledi. Sendikasızlar bile sendikalıların yanına, sol tarafa geçti. Direniş başladı.”
Direniş başlamadan önce 90 olan sendikalı işçi sayısı 140’a çıkarken, üretimi durduran sabah vardiyasına akşam vardiyası da katıldı.

SeraPool işçileri için örgütlenme girişimi ilk değil. Daha önce iki kez Cam Keramik-İş’te örgütlenmeye çalışmışlar. İkisinde de patronun işten atmalarla sendikalaşmayı bastırmış. Ancak olumsuz da olsa geçmişte biriktirdikleri bugün işçilere yol gösteriyor. Patron işçileri akrabalarını arayıp devreye sokmaya çalışsa da, baskıyı artırsa da direnişin kırılmamasının ve kararlılıkla sürdürülmesini nedeni de bu.

İşçilerin bu kararlılığın arkasında birlik olmaları yatıyor. Bunun bozulması halinde başlarına geleceği de biliyorlar: Sendikasız, güvencesiz, geleceksiz, kölece çalışmaya devam etmek. Bu nedenle ne olursa olsun birliklerini korumakta ve talepleri için direnmekte kararlılar.

BOYNU KESİLDİ ÇALIŞMAYA DEVAM ETTİ

Depo bölümünde çalışan işçiler güne fare leşlerini, köpek dışkılarını, tüylerini temizleyerek başlamak zorunda. Deponun ‘güvenliğini’ iki köpek sağlıyor. Makineler çalışınca havada uçuşan tüyler, tozlar takılan maskeleri simsiyah yapıyor. Üretim bölümünde ise sık sık iş kazaları yaşanıyor. İşçi kesik ellerini makineye kaptırırsa ‘düşük performans’ deniliyor, zam verilmiyor. 50 derece sıcakta üretim yapılıyor ama su içmeye zaman yok. Yemek arası yarım saat. Beyaz yakalı yemeği tabakla, suyu cam bardakla içerken; mavi yakalı yemeği tabldotla, suyu demir bardakla içiyor. Bir kadın işçi şöyle devam etti: “İş kazası geçirdim boynum kesildi ama makineyi bırakamıyorum. Bırakırsam dağ olacak yetişmek mümkün değil. Bir kadın arkadaş gelip pamukla kanamayı durdurdu.” 50 derecede üretim yaptıkları için 32 derece sıcakta direnmek onlar için piknik yapmak gibi.

İŞ AĞIR ÜCRET DÜŞÜK

İşçi, ücretlerin düşük olması nedeniyle çocuğunu ücretsiz belediye parkından başka yere götüremiyor, çocuğu dondurma görmesin diye yolunu değiştiriyor, bisiklet alamıyor. Karnını doyurabilmek için bile ek iş yapmak zorunda kalıyor. Bütün işçiler borçla yaşıyor. İşçi 1 gün izin aldığında 2 gün ücreti kesiliyor. Raporluysa o günün ücreti de kesiliyor. Fazla mesai karşılığında para ödenmiyor çalışılan saatler toplanıp yıllık izne ekleniyor. Bir işçi bu eklemede de oyun oynandığını söyledi: “Babam vefat etti. 7 gün izni kullandım. Geldiğimde 2.5 gün borçlusun dediler. Benim hesabıma göre 7 gün alacağım var.”

‘AK PARTİ DESTEĞE GELMEZ!’

SeraPool’a giderken irili ufaklı metal-döküm, plastic, kablo, otomotiv, tekstil atölye ve fabrikaları mevcut. Bunlardan en büyüğü Ülker fabrikası, aynı zamanda SeraPool’e en yakını. İşçisini DİSK’e bağlı Gıda-İş’te örgütlendiği için işten atan Ülker’i bu direnişin nasıl korkuttuğunu tahmin etmek zor değil. Ülker işçisi fiili olarak desteğe gelemiyor ama Ülker’de taşeron olarak çalışan işçiler bizzat desteğe geliyorlar.  SeraPool işçisi birlik bozulur kaygısıyla hareket ediyor, siyaset tartışmaktan kaçınıyor. Ancak destek beklediklerini gizlemiyorlar. Çoğu muhafazakar olan SeraPool işçisi AKP’ye oy vermiş. “Ak Parti’liyim” diyen bir işçi şöyle devam etti: “Ama Ak Parti desteğe gelmez.” İşçi bunu deneyimleriyle söylüyor. Bir AKP’li aracılığıyla Pendik belediye başkan yardımcısına gittiklerini dile getiren işçi, Başkan Yardımcısının “DİSK ise bizim yapabileceğimiz bir şey yok” dediğini aktardı.

DİRENİŞİ KADINLAR GÖTÜRÜYOR

SeraPool işçilerinin yüzde 80’i kadın. Kadınlar erkeklerle aynı işi yapıyor. Kendi ağırlığı kadar ağır kasaları taşıyorlar. Bir kadın işçi “10 kişinin yapacağı işi 6 kişi yapıyoruz” diyor. Ancak aldıkları ücret erkeklere göre daha düşük. Bir kadın işçi “Aldığı 1000 lirayı utandığı için söyleyemeyen arkadaş var” diyor. Kreş sorusuna gülüyorlar: “Her şey bitti de kreş mi kaldı?” Eşi-dostu-akrabası olan şanslı. Çocuğu onlardan birine vardiyalı olarak bırakı-yor. Çocuğa baksın diye memleketten dedesini getiren de var, çocuğu eve kilitleyip çıkmak zorunda olan da, “Çocuğu sübyan okuluna bıraktım” diyen de. Bir kadın işçi arkadaşlarıyla konuşuyor: “Şimdi eve gideceğim ama ütü yapmak için değil, dinlenip geleceğim.”

Direnişle sosyalleştiklerini söyleyen kadın işçiler, birbirlerini de direnişle tanımış: “Kadın işçiler olarak birbirimizin yüzünü görmüyorduk, gördüklerimizin de adını bilmiyorduk. Birbirimizle çalışırken tartışarak tanışıyor, birbirimizi yanlış tanıyorduk.”

İŞÇİNİN SENDİKASI: CAM KERAMİK-İŞ

Öncü işçiler sendika araştırması yaptıktan sonra yüzde 1 iş kolu barajının altında kalsa da Cam Keramik-İş’i kendilerine uygun bulmuş. Nedenini ise şöyle açıklıyorlar: “Aylık 50 bin lira maaş alan sendikacı işçinin halinden ne anlar? Cam Keramik-İş bizim sendikamız.” Örgütlenme çalışmalarını patrondan gizli yürüttüklerini anlatan işçiler, önce örgütlenme fikrine sıcak bakan işçilerle görüşüyor. Çünkü fabrikada sendikayı ‘günah’ görenler de, ‘komünist işi’ gören de var. Sendika için toplantılar yapmışlar. Ama dikkat çekmemek için servislerden farklı noktalarda inip, toplantı için belirlenen yerde öyle gitmişler.

Kadın işçiler ise ayrı toplantılar yaparak sendikayı tartışmış. Direnişin 6. gününde kurdukları komiteler ve seçtikleri 3 işyeri temsilcisiyle sendikayı işçiler yönetiyor.

(Evrensel Gazetesi/18 Haziran 2015)

Haz 19

Serapool işçilerinin direnişi sürüyor: İnsanca yaşamak ve çalışmak için



Cam Keramik-İş Sendikasında örgütlenen SeraPool fabrikası işçileri 15-16 Haziran direnişinin 45. yılında yürüyüş düzenledi. Fabrikanın Kurtköy’deki deposu önünde toplanan işçiler, Kurtköy sanayi yolu üzerinden fabrika önüne yaptıkları yürüyüşte sık sık “İş ekmek özgürlük”, “SeraPool’e sendika girecek”, “İnsanca çalışmak istiyoruz” sloganlarını attı. Yol üzerindeki fabrikalarda çalışan işçilere seslenen SeraPool işçileri, dayanışma çağrısında bulundu. Kurtköy sanayi bölgesinde çalışan işçiler de eyleme büyük ilgi gösterdi.

200 işçinin çalıştığı fabrikada sendikalaşma nedeniyle bir işçi işten atılınca 4-12 vardiyası iş bıraktı, diğer 2 vardiyanın işçileri de kendilerini fabrikaya kapattı. Çalışma koşullarının ağırlığına isyan eden işçiler, sendikaları kabul edilene, çalışma koşulları değişene ve atılan arkadaşları geri alınana kadar işbaşı yapmayacaklarını söylüyor. Havuz malzemeleri üreten ve ağırlıklı kadın işçilerin çalıştığı fabrikada, özellikle kadın işçiler mücadelenin en önünde yer alıyor. 2-3 tonluk malzemeleri çeken kadın işçiler, erkek işçilerle aynı işi yapmalarına rağmen düşük ücret alıyor. Tuvalete gitmek, su içmek, hasta olmak, izin almak yasak.

KADIN İŞÇİ DAYANIŞMASI

DİSK/Gıda-İş’e üye oldukları için işten atılan Divan işçileri de SeraPool işçilerini ziyaret etti. Divan işçileri adına konuşan Sedef Erdal, “Bizler kötü çalışma koşullarını değiştirmek için sendikaya üye olduk. Fabrika önünde kurduğumuz direniş çadırıyla mücadelemizi sürdürüyoruz. SeraPool işçilerinin bu kararlı duruşu işçi sınıfının mücadelesini yükseltecektir” dedi.

SeraPool işçilerinden Ayşe Şelti de kötü çalışma koşularına dikkat çekti. “Ağır malzemeler taşıyoruz bel ağrısı fıtık iş kazaları gibi her gün çeşitli kazalar fabrikada yaşanıyor” diyen Şelti, 50 derece sıcaklıkta çalıştıklarını söyledi. Eşit işe eşit ücret istediklerini dile getiren Şelti, patronun işçileri insan yerine koymadığını, milyonlarca dolar kazanmasına rağmen işçilerin haklarına saygı göstermediğini belirtti.
Bir başka Kadın İşçi Emine Kaya da ağır koşullara karşın asgari ücret aldıklarını belirterek “Bu koşularda çalışacak gücümüz kalmadı ve sendikaya üye olduk” dedi.

Satı Uygurbaş da koşulların değişmesi için birlik olduklarını ve sendikalaştıklarını ifade ederek şöyle devam etti: “Fabrikadan çıkmama kararı aldık. Çocuklarımızın geleceği için bu mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.

GÖRÜŞMELER BİR AN ÖNCE BAŞLAMALI

DİSK/ Cam Keramik-İş Sendikası Genel Merkez Yöneticisi Mehmet Turp, yıllardır ağır şartlarda çalıştırılan işçilerin Anayasal haklarını kullanarak sendikalarına üye olduğunu söyledi. Patronun işçilerin tercihine saygı duyması gerektiğini dile getiren Turp, “Patron bir an önce görüşmelere başlamalı ve iş barışını sağlamalı” dedi. Turp özellikle kadın işçilerin çalışma koşuları düzeltilmeden üretimin başlamasının imkansız olduğunu söyledi.

İşçilerden Cemal Duman şunları söyledi: “16 yılık işçiyim 1100 lira ücret alıyorum. Geçenlerde babam öldü ve cenaze için 11 gün izin verdiler ama ben 7 gününü kulandım. Patron 3 gün borçlu olduğumu söyleyerek mesailerimi kesti. Vardiya parası alamıyoruz, insanca muamele göremiyoruz. Hakaret, tehdit… İşçiye her türlü saldırıda bulunuyorlar. Bu yüzden sendikalı olarak işbaşı yapana kadar fabrikayı terk etmeyeceğiz.”

(Evrensel Gazetesi/ 15 Haziran 2015)

Haz 19

15-16 Haziran Direnişi Kararlılığıyla Mücadeleye Devam

15-16 Haziran Direnişi Kararlılığıyla Mücadeleye Devam

Pendik’te havuz kaplama malzemeleri üreten SeraPool fabrikasında bir işçinin işten atılması ile başlayan iş bırakma eylemi 5. günün de devam ediyor.
Disk Cam Keramik İş Sendikasında örgütlenen işçiler sendikalı olarak iş başı yapana kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtiler. 15-16 Haziran direnişinin 45. yıl dönümü ve kendi direnişlerini Kurtköy sanayideki diğer fabrikalarında desteklemeleri için bu gün sabah erken saatlerinde Serapool fabrikasının Kurtköy’deki deposu önünde toplanan işçiler Kurtköy sanayi yolundan fabrikaya kadar yürüyüş gerçekleştirdiler.
İş ekmek özgürlük, Serapool’e sendika girecek,insanca çalışmak istiyoruz sloganları atan işçiler patronun sendika karşıtı tutumunu protesto ettiler. Kurtköy sanayi bölgesinde çalışan işçilerde eyleme büyük ilgi gösterdiler
Fabrikaya kapanan kadın işçiler çalışma koşularını ve patronun tehditlerini anlatılar.
İstanbul’un Pendik ilçesinde bulunan havuz kaplama malzemeleri üreten SeraPool fabrikasında çoğunluğu kadın işçilerin çalıştığı fayans fabrikasında 2-3 tonluk malzemeleri çeken kadın işçiler erkek işçilerle aynı işi yapmalarına rağmen düşük ücretler alıyorlar tuvalete gitmek su içmek hasta olmak izin almanın yasak olduğu fabrikada kadın işçiler isyan etti.
Disk Cam Keramik İş Sendikasında örgütlenen işçiler çalışma koşuları değişmeden iş başı yapmayacaklarını bu gün yapılan basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdular. 200 işçini 3 vardiya sistemiyle çalışan işçiler dün 4 vardiyasının iş bırakmasının ardından diğer 2 vardiyada kendilerini fabrikaya kapatarak patronun taleplerini kabul etmesini bekliyorlar.

CAM KERAMİK-İŞ SENDİKASI
Genel Merkezi

Haz 19

Yıllardır düşük ücretlerle, kötü koşullarda çalışmaya zorlanan SERAPOOL işçileri sendikamız Cam Keramik-İş’e üye oldular

 

Yıllardır düşük ücretlerle, kötü koşullarda çalışmaya zorlanan SERAPOOL PORSELEN SANAYİ VE TİCARET A.Ş işçileri sendikamız Cam Keramik-İş’e üye oldular.

SERAPOOL işçilerinin ağır çalışma koşulları ve iş yerindeki baskılara karşı başlatmış oldukları örgütlenme çalışmasını duyan patron, bir işçi arkadaşımızı işten atmıştır. Bunun karşısında işçi arkadaşlarımız işten atılan arkadaşına sahip çıkmak için üretimi durdurarak fabrikayı terk etmeme eylemi başlatmışlardır.

İşçi arkadaşlarımızın eylemi meşru ve haklıdır. SERAPOOL işyerinde yaşanan çalışma koşulları, cehennem gibidir. İşçiler burada köle gibi, esir gibi görülmektedir, esir gibi çalıştırılmaktadır. On beş yıllık işçiler halen asgari ücretle çalışmaktadırlar. Fabrikada işçilere su bile çok görülmektedir. Yaşanan angarya, baskı koşullarına karşı işçiler sendikalaşmayı seçmişlerdir.

SERAPOOL işvereni işçileri tehdit ederek, “ben mafya ile uğraşmış adamım, sizin ile mi uğraşamıyacam. Bir arkadaşımıza çocuğunu bir daha göremezsin.”, diyerek işçileri sindirmeye ve baskı altına almaya çalışmıştır. Bu tutumu ve davranışı kınıyoruz.

Burada keyfilik ve hukuksuzluk diz boyudur, bıçak kemiğe dayanmıştır. İşçilere kaldıkları mesailerin ücretleri bile ödenmiyor. İnsan yerine konmuyorlar. İşveren işçilere her türden aşağılamayı reva görmektedir.

SERAPOOL işvereni işçilerin sırtından milyarlar kazanırken, işçileri açlığa ve yoksulluğa mahkûm etmiştir. İşçiler günde kişi başına 350 metrekare seramik üretirken, aylıkları bir metrekare seramik karşılığı bile değildir. Burada katmerleşmiş bir sömürü ve baskı ağı kurulmuştur.

SERAPOOL işçileri dünden beri sendikanın tanınması ve atılan işçilerin geri alınması için fabrika içinde beklemektedirler. İşverene yaptığımız çağrılar yanıtsız kalmış, görüşme talebimiz olumsuz karşılanmıştır.

Buradan işverene bir kez sesleniyoruz. İşçilerin sendika hakkına karşı almış olduğunuz tutumu bir kez daha gözden geçirin. İşten atılan üyemizi işe geri alın. İşçilerin sendika seçme hakkını tanıyarak sendikamızla masaya oturun ve sorunları çözmek için adım atalım.

SERAPOOL işçileri insanca çalışma koşulları ve insanca yaşanacak bir ücret için, örgütlendiler, artık bundan geriye dönüş yoktur. Talepleri haklı ve meşrudur. Sendika hakkı anayasal bir haktır. İşçilerin hak arama eylemleri anayasal bir haktır. İnsanca yaşayabilmek için insanca bir ücret istemek haktır. Baskılara, zulme karşı direnmek haktır. Ve bu haklarını sonuna kadar kullanmaktan asla çekinmeyeceğiz.

Cam Keramik-İş Sendikası olarak bir kez daha fabrika yönetimine çağrıda bulunuyoruz: SERAPOOL’de çalışan üyelerimizin sorunlarının çözülmesi için çağrılarımıza cevap verin. Sendikamızın görüşme talebine cevap verin. İşçilerimizin talepleri gayet makul ve haklı taleplerdir.

SERAPOOL’de iş barışının sağlanmasının tek yolu işçilerin kendi seçtikleri sendika ile masaya oturmanızdır. Aksi takdirde iş barışının yeniden tesis edilmesi mümkün olmayacaktır. Sendika ve işçiler olarak her türlü meşru haklarımızı sonuna kadar kullanmaktan tereddüt etmeyeceğiz.
CAM KERAMİK-İŞ SENDİKASI

GENEL MERKEZİ

Haz 10

Sançim işçilerinden baskılara tepki: Önce yemek boykotu sonra iş bırakma



Sançim Bilecik Çimento işçileri insanca çalışma koşulları ve insanca bir yaşam için, baskılara karşı bugün 2 saat iş bıraktı.

Hak kayıplarına karşı DİSK/Cam Keramik-İş’te örgütlenen Sançim Bilecik Çimento işçileri, baskılara karşı eylemlerini sürdürüyor. Sançim işçileri bugün sabah ve öğlen birer saat iş bırakarak fabrika yönetimini uyardı. Sançim işçileri “Taleplerimizin karşılanmaması durumunda üretimden gelen gücümüzü kullanmaktan geri durmayacağız” dedi.

Konu hakkında bir açıklama yapan Cam Keramik-İş Sendikası da fabrika yönetimine şöyle seslendi: “Üyelerimizin sorunlarının çözülmesi için çağrılarımıza cevap verin. Sendikamızın görüşme talebine cevap verin. İşçilerimizin talepleri gayet makul ve haklı taleplerdir. Sançim’de iş barışının sağlanmasının tek yolu işçilerin kendi seçtikleri sendika ile masaya oturmanızdır. Aksi takdirde bir haftadır süren yemek boykotu ve bugün iş bırakma ile başlayan eylemlerimizin devamında üretimden gelen gücümüzü kullanmak da dahil her türlü meşru haklarımızı sonuna kadar kullanmakta tereddüt etmeyeceğiz.”

(Evrensel Gazetesi / 10 Haziran 2015)

Haz 10

Sançim Bilecik Çimento hakkında Genel Merkez açıklamamız

 

BASINA VE KAMUOYUNA

Yıllardır düşük ücretlerle, kötü koşullarda çalışmaya mahkum edilen Sançim Bilecik Çimento işçileri sendikamız Cam Keramik-İş’e üye oldular.

Sançim Bilecik Çimento işçileri bir haftadır fabrikada yemek boykotu yapmakta ve vardiya giriş ve çıkışlarında alkışlarla, ıslıklarla holding yönetimine dertlerini anlatmaya çalışmaktadır.

Sançim işçileri bu sabah bir saat iş bırakarak fabrika yönetimini uyarmıştır. Öğlen paydosunda da bir saat iş bırakılacaktır. Sançim işçileri taleplerinin karşılanmaması durumunda üretimden gelen güçlerini kullanmaktan geri durmayacak, mücadeleye kararlılıkla devam edecektir.

Sançim işçileri insanca çalışma koşulları ve insanca yaşanacak bir ücret için, Er-Çim-San Holding yönetimine sesliyorlar. Talepleri haklı ve meşrudur. Sendika seçme özgürlüğü anayasal bir haktır. İşçilerin hak arama eylemleri anayasal bir haktır. İnsanca yaşayabilmek için insanca bir ücret istemek haktır. Baskılara, zulme karşı direnmek haktır. Ve bu haklarını sonuna kadar kullanmaktan asla çekinmeyecektir.

Cam Keramik-İş Sendikası olarak bir kez daha fabrika yönetimine çağrıda bulunuyoruz: Sançim Bilecik Çimento’da çalışan üyelerimizin sorunlarının çözülmesi için çağrılarımıza cevap verin. Sendikamızın görüşme talebine cevap verin. İşçilerimizin talepleri gayet makul ve haklı taleplerdir.

Sançim’de iş barışının sağlanmasının tek yolu işçilerin kendi seçtikleri sendika ile masaya oturmanızdır. Aksi takdirde bir haftadır süren yemek boykotu ve bugün bir saat iş bırakma ile başlayan eylemlerimizin devamında üretimden gelen gücümüzü kullanmak da dahil her türlü meşru haklarımızı sonuna kadar kullanmakta tereddüt etmeyeceğiz. 10/06/2015

CAM KERAMİK-İŞ SENDİKASI
GENEL MERKEZİ