Eyl 02

BASIN AÇIKLAMASI

Son bir haftadır yaşadığımız gelişmeler oldukça kaygı vericidir ve gidişat giderek tehlikeli bir boyut kazanmaktadır. 15 Temmuz kanlı darbe girişiminden sonra günlerce memlekette demokrasi rüzgarı estirilmiş, birlik beraberliğin önemine dair nutuklar çekilmişti. İçeride bir uzlaşma kültürü oluşturmaktan ve dış politikada bir değişimden bahsedilmeye başlanmıştı. Hatta hükumet sözcüleri “başımıza ne geldiyse yanlış Suriye politikasından geldi” gibi açıklamalar yapmış ve barış için, demokrasi için umutlanmamıza neden olmuştu. Ancak bugün geldiğimiz noktada hükumet içeride de, dışarıda da savaş politikalarıyla gerilimi daha da tırmandırmakta ve ülkemizi daha kanlı bir sürecin içine doğru çekmektedir.
Gaziantep’de yaşanan ve çoğu çocuk onlarca insanımızın hayatını kaybettiği yüzlercesinin yaralandığı IŞID katliamı, TSK’nın Suriye bataklığına girmesi sonrası dün Artvin de CHP Genel Başkanının konvoyuna yapılan saldırı ve bugün Cizre de yaşanan patlamayla birlikte ülkemiz tam bir yangın yerine dönmektedir. Öncelikle saldırıları kınıyor, hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Yaşanan bu ölümlerin ve acıların siyasi sorumlusu olan hükümet ve savaş politikalarına destek veren diğer siyasiler bu hengame içerisinde el birliği ile Bireysel Emeklilik Sistemi yasasını çıkarmayı ihmal etmediler. OHAL kararnameleriyle gazete kapatan, gazetecileri tutuklayan hükumet işçileri, emekçileri kutuplaştırmaya devam diyor.
Sendikamız başta Kürt meselesi olmak üzere, Suriye de ve tüm Orta doğu da barış politikalarına dönülmesini ve halkların kardeşliği temelinde eşit ve özgürlükçü bir çözümü savunmaktadır. Ülkemizin çıkarına olan, işçilerin emekçilerin çıkarına olan budur. Bununla beraber emekçilerin hayatını cehenneme çeviren Kiralık işçilik, Zorunlu Bireysel Emeklilik gibi yasaların derhal geri çekilmeli ve Kıdem Tazminatlarının fona devrinden vazgeçilmelidir. OHAL bir an önce kaldırılmalı ve sendikal örgütlenmenin önünü açacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu karanlık havayı dağıtacak tek güç işçi sınıfı ve emekçilerdir. Başta sendikalar ve emek örgütleri olarak tüm emekçileri daha fazla ses çıkarmaya, haklarını korumaya ve barışı savunmaya çağırıyoruz.

aaa

Ağu 16

Geniş tanımlı işsiz 5 milyon 660 bin

Geniş tanımlı işsiz 5 milyon 660 bin
İstihdam artışında kamu lokomotif!
Tarım dışı genç kadın işsizliği yüzde 24,8!
issizlik-manset
Özet
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in 15 Ağustos 2016 günü açıkladığı Mayıs 2016 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarını değerlendirdi:

TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) işsizlik oranı bir önceki yılın Mayıs ayına göre 0,1 puanlık artış göstererek yüzde 9,4 olarak gerçekleşti. Toplam işsiz sayısı bir önceki yılın Mayıs ayına göre 106 bin kişi artarak 2 milyon 895 bine yükseldi.
2015 Mayıs ayında 5 milyon 621 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı Mayıs 2016’da 5 Milyon 660 bine yükseldi. İş bulma ümidini kaybeden işsizlerin sayısı bir öncesi yılın aynı dönemine göre düşerken, Nisan 2016’ya göre 19 bin artarak 600 bin olarak gerçekleşti.
Mayıs 2016 döneminde genç (15-24 yaş arası) işsizliği 0,4 puan artarak yüzde 17,4 olarak gerçekleşti. Genç kadın işsizliği ise 20,3 olarak hesaplandı. Mayıs 2016’da en yüksek işsizlik oranı yüzde 24,8 ile tarım dışı genç kadın işsizliğinde görüldü.
Erkeklerde işsizlik oranı yüzde 8,6 iken kadınlarda bu oran 11,2 ile erkeklerden 2,6 puan daha yüksektir.
Evde engelli bakım hizmeti ve toplum yararına çalışma programlarında istihdam edilenler (701 bin kişi) son bir yıl içinde kamuda 190 bin kişilik istihdam artışıyla birlikte düşünüldüğünde, doğrudan ve dolaylı olarak kamunun son bir yılda 891 binin üzerinde istihdam sağladığı görülecektir.
İstihdamın sınıfsal kompozisyonundaki değişim devam ediyor. Mayıs 2016’da 27 milyon 867 bin kişilik istihdamın 18 milyon 826 binini ücretlilerden oluşuyor. Ücretli ve maaşlı çalışanların toplam istihdam içindeki payı yüzde 67,6’ya yükseldi
İşsizliğin ve İstihdamın Görünümü
İşsizliğin Görünümü
TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) işsizlik oranı bir önceki yılın Mayıs ayına göre 0,1 puanlık artış göstererek yüzde 9,4 olarak gerçekleşti. Toplam işsiz sayısı bir önceki yılın Mayıs ayına göre 106 bin kişi artarak 2 milyon 895 bine yükseldi.

Bilindiği gibi TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) genel işsizlik oranı işgücü piyasalarındaki durumu bütün boyutlarıyla ortaya koyamıyor. Dar tanımlı/standart işsizlik hesaplarının taşıdığı kısıtlar ve sorunlar nedeniyle, işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılması için alternatif işsizlik verilerine ve diğer işsizlik türlerine bakmak gerekiyor (Grafik 1).

TÜİK tarafından kullanılan standart işsizlik tanımı referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz kabul edilmektedir. Bu hesaplama yöntemi işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılmasını zorlaştırmaktadır.

Geniş tanımlı işsizlik hesaplaması klasik dar tanım kapsamında yer alan işsizler yanında, iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları kapsayan alternatif işsizlik tanımıdır. Çalışma ekonomisi literatüründe kullanımı giderek artan bir hesaplama yöntemidir.

Mayıs 2016 döneminde geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 17,14 olarak gerçekleşti. 2015 Mayıs ayında 5 milyon 621 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı Mayıs 2016’da 5 Milyon 660 bine yükseldi. İş bulma ümidini kaybeden işsizlerin sayısı bir öncesi yılın aynı dönemine göre düşerken, Nisan 2016’ya göre 19 bin artarak 600 bin olarak gerçekleşti.

Mayıs 2016 döneminde tarım dışı işsizlik bir önceki yılın Mayıs ayına göre 0,1 azalarak yüzde 11,3 olarak gerçekleşti. Tarım dışı kadın işsizliği ise yüzde 14,9 oldu. Tarım dışı genç işsizliği ise 20,2’ye yükseldi.

Mayıs 2016 döneminde genç (15-24 yaş arası) işsizliği 0,4 puan artarak yüzde 17,4 olarak gerçekleşti. Genç kadın işsizliği ise 20,3 olarak hesaplandı. Mayıs 2016’da en yüksek işsizlik oranı yüzde 24,8 ile tarım dışı genç kadın işsizliğinde görüldü.

Yukarıdaki verilerde de görüldüğü üzere çeşitli kategorilerdeki kadın işsizliği diğer işsizlik türlerine göre yüksek seyretmektedir. Kadın işsizliği standart işsizlik oranının 1,8 puan üzerinde yüzde 11, 2 olarak gerçekleşti.

Grafik 1: İşsizlik Oranları (Mayıs 2016)
g1

Toplam işsiz sayısı 2 milyon 895 bin olurken, bu işsizlerin 1 milyon 805 bini erkeklerden 1 milyon 90 bini ise kadınlardan oluştu. İşgücüne dahil olmayan 27 milyon 859 bin kişilik nüfusun 7 milyon 958 bini erkek, 19 milyon 901 bini ise kadındır. Erkeklerde işsizlik oranı yüzde 8,6 iken kadınlarda bu oran 11,2 ile erkeklerden 2,6 puan daha yüksektir. Benzer bir eşitsizlik istihdam oranlarında da görülmektedir. Erkeklerde yüzde 66,3 olan istihdam oranı kadınlarda yüzde 29,2’ye düşmektedir (Tablo 1)

Tablo 1: İşgücü Piyasalarda Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği
t1
Görüldüğü gibi işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılabilmesi için sadece standart işsizlik oranına bakmak yanıltıcı olacaktır. Alternatif işsizlik oranları işgücü piyasasındaki vahim tabloyu ortaya sermektedir. İşsizlikte toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve genç işsizliği oldukça çarpıcı bir manzara göstermektedir.

İstihdamın Görünümü
İstihdamın Sektörel Değişimi
Mayıs 2016’da toplam istihdam bir önceki dönemin aynı ayına göre 795 bini iki artarak 27 milyon 867 bine ulaştı. Tarımda 234 bin kişilik bir istihdam azalışı yaşanırken, imalat sanayinin ise sadece 3 bin kişilik artışla yerinde saydığı görülüyor. Dolayısıyla istihdam artışı esas olarak inşaat ve hizmetlerde gerçekleşiyor. İnşaat sektöründe mevsimsel etkilere bağlı olarak 186 bin kişilik istihdam artışı yaşandığı görülmektedir. İstihdam artışının geri kalan bölümü hizmetlerde gerçekleşti. Hizmetler sektöründeki istihdam artışının büyük bölümünün ulaştırma ve depolama, eğitim ile insan sağlığı ve sosyal hizmet alt sektörlerinde yoğunlaştığı görülüyor (Tablo 2.)

Tablo 2: Sektörlere Göre İstihdam Artışı (Mayıs 2015- 2016) (Bin)
t2

İstihdamdaki artışta kamu sektörünün önemli pay sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Kamu sektörü istihdamı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,5 oranında artarak 3 milyon 622 bine yükseldi. Kamuda yaşanan toplam 190 bin kişilik artışın 160 bini kadrolu personel, 20 bini sözleşmeli personel ve 60 bini işçi kadrosunda gerçekleşti. Böylece kamu sektörü istihdamın önemli lokomotiflerinden biri olma özelliğini sürdürdü.

Kamu sektöründe özellikle eğitim, insan sağlığı gibi alanlarda da ciddi istihdam artışları yaşandı. İnsan sağlığı ve sosyal hizmetler alanında ise 123 bin kişilik istihdam artışı söz konusu. Bu alanda özellikle evde engelli bakım hizmeti önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla bu alanda yaşanan istihdamın önemli bir bölümünü kamu istihdamı olarak değerlendirmek mümkün. Evde bakım hizmetinde yararlananların toplam sayısı 478 bin 319 kişidir. Bu sayı istihdam içinde kabul edilmektedir. Öte yandan toplum yararına çalışma programlarında ise Mayıs 2016 itibariyle 222 bin 943 kişi çalışmaktadır. Dolayısıyla bu iki kamusal programda 701 bin 261 kişi istihdam edilmektedir.

Evde engelli bakım hizmeti ve toplum yararına çalışma programlarında istihdam edilenler son bir yıl içinde kamuda 190 bin kişilik istihdam artışıyla birlikte düşünüldüğünde, doğrudan ve dolaylı olarak kamunun son bir yılda 891 binin üzerinde istihdam sağladığı görülecektir.

İstihdamın Sınıfsal Kompozisyonu
İstihdamın sınıfsal kompozisyonundaki değişim devam ediyor. Mayıs 2016’da 27 milyon 867 bin kişilik istihdamın 18 milyon 826 bini ücretlilerden oluşuyor. Ücretli ve maaşlı çalışanların toplam istihdam içindeki payı yüzde 67,6’ya yükseldi. Bu oran bir önceki yıl yüzde 66,3 idi. İşverenlerin toplam istihdam içindeki payı küçük bir artışla yüzde 4,4’ten yüzde 4,7’ye yükselirken, kendi hesabına çalışanlar yüzde 16,9’dan 16,4’e düştü. Ücretsiz aile işçilerinin oranı ise 12,4’ten 11,4’e geriledi. Bu tablo işçileşmenin, ücretli çalışmanın temel bir çalışma biçimi haline geldiğini ve mülksüzleşmenin arttığı gösteriyor.

Grafik 2: İstihdamın Sınıfsal Dağılımı
g2

Değerlendirme ve öneriler
TÜİK’in Mayıs 2016 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçları işsizlikte 106 bin kişilik bir artış yaşandığını gösteriyor. İşgücü piyasasındaki olumsuzluklar devam ediyor.

İstihdam artışı inşaat, kamu ve hizmet sektöründe ve bu sektörün belli alt sektörlerinde yaşanmaktadır. Son yıllarda kamu sosyal yardım programları kapsamında olanların istihdam içinde gösterilmesi sonucu istihdamda önemli bir şişme ve yapay artış sağlanmıştır. Hizmet sektöründeki istihdam artışında toplum yararına çalışma programları ve engelli bakım hizmetleri önemli bir yer tutmaktadır.

İşsizliğin azaltılması ve istihdamda kalıcı ve güvenceli artış sağlanması için önerilerimiz:

“Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.
İstihdam artışlarında kamunun payı dikkate değerdir. Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
Güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmeli, tüm taşeron işçilere kadro verilmelidir. Kamu taşeron işçileri kamu işçisi olarak kadroya alınmalıdır.
Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.
Kiralık işçilik yasası (6715) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmelidir.
Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Toplum yararına çalışma programları kapsamında çalıştırılanlar daimi işçi statüsüne geçirilmelidir.
İş başında eğitim adı altında çırak ve stajyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.
İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmelidir
Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.

Ağu 04

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
29-30 TEMMUZ 2016 – İSTANBUL
manset-600x338
29-30 Temmuz 2016 tarihlerinde Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde toplanan DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu aşağıdaki yer alan konuları görüşerek aldığı kararları kamuoyu ile paylaşmaktadır:
15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminin ardından yapılan ilk DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, darbe girişimini lanetleyerek hayatını kaybedenleri anar ve DİSK Yönetim Kurulu’nun “her türlü darbenin karşısında duran” tutumunu desteklediğini ilan eder.
12 Eylül 1980 askeri darbesine giden süreçte kurucu Genel Başkanımız Kemal Türkler öldürülmüş, 12 Eylül cuntasında Genel Başkanımız Abdullah Baştürk olmak üzere 52 yöneticimiz idamla yargılanmış, üyelerimiz işten atılmış ve tutuklanmış, faaliyetlerimiz durdurulmuş, kapımıza kilit vurulmuş ve üyelerimiz silah zoruyla başka konfederasyonlara üye yapılmıştır. Bugüne dek darbelerden en büyük zararı görmüş örgütlerin başında olan DİSK’in darbeler karşısında tutumu nettir.
Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, başarılı olsun olmasın demokratik siyaseti sekteye uğratan bütün darbelere karşıdır. Parlamenter demokrasinin vazgeçilmezi olan yurttaş iradesine ve çoğulculuğa herkes saygı duymalıdır. NATO üyesi bir ülke olan Türkiye’de askeri darbelerin kışkırtılmasında ve hedeflerine ulaşmasında büyük oranda emperyalistlerden aldıkları desteğin belirleyici olduğu bilinmektedir ve bu açıdan da darbeler halk egemenliğine karşı girişimlerdir.
Darbe girişiminden ve olağanüstü hal ilanından önceki son bir yıla bakıldığında da olağanüstü bir dönem yaşadığımız ortadadır. 7 Haziran 2015’teki genel seçimlerde halkın ortaya koyduğu iradeye saygı gösterilmemesinin ardından “ya başkanlık ya kaos” olarak dayatılan süreç, ülkemizin en uzun ve kanlı yıllarından biri olmuştur. Katliamlarda, terör eylemlerinde, çatışmalarda binlerce insanın yaşamını yitirdiği bir yılda, hukuki olmamakla birlikte fiilen başkanlık rejimine geçilmiş, parlamento işlevsiz hale getirilmiş, yürütmenin vesayeti altına giren hukuk sistemi çökmüş ve son olarak da bu ortamı fırsat bilenlerin tezgahladığı kanlı bir darbe girişimi söz konusu olmuştur.
Öte yandan bu kanlı darbe girişiminin panzehiri, olağanüstü yönetim biçimleri değildir. Parlamentoyu işlevsizleştiren, demokrasinin “olağan” işleyişinden daha da uzaklaştıran Olağanüstü Hal rejiminden en acil bir biçimde çıkılmalı, yargı önünde suçu ispatlanmadan “cezalandırma” yöntemlerinden vazgeçilmelidir.
15 Temmuz darbe girişimine karışanlar ve destekçileri, bugün hangi konumda bulunurlarsa bulunsunlar, keyfilikten uzak ve “suçların kişiselliği” ilkesi çerçevesinde adil bir biçimde yargılanarak cezalandırılmalıdır. Unutulmasın ki, Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere göre adil yargılanmak bir haktır, yargısız infaz ise insanlık suçudur.
Öte yandan bu süreç iktidara karşı muhalif olan herkesi hedef alan bir cadı avına dönüştürülmemelidir. Böylesi yöntemlerin “demokrasi” getirmeyeceği, sadece ve sadece çatışmayı derinleştirip hukuku askıya almayı gelenek haline getireceği ülkemiz tarihinde defalarca görülmüştür.
Askeri darbelerin panzehiri kalıcılaşmış bir olağanüstü hal düzeni veya sivil otoriter rejim arayışı değil gerçek bir demokrasidir, hukuk devletidir, güçler ayrılığı ilkesinin eskisinden de sağlam biçimde yeniden kurulmasıdır, parlamenter demokrasinin güçlendirilmesidir, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasıdır, toplumun örgütlenerek demokrasinin halkın örgütlü gücüyle desteklenmesidir, meydanların halkın tüm kesimlerine açılmasıdır.
Başarısız darbe girişimi sonrası yükselen demokrasi talepleri, toplumun tüm kesimlerinden gelen talepler olarak görülmeli, çatışmasızlık ve kalıcı bir barış için ölümlerin yaşandığı çatışmalı ortam sona erdirilmeli, yaşanan süreci uzlaşı ve barış iklimine evriltmek için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Ülkemizde laikliğin altının oyulmasının ağır sonuçları da son darbede kullanılan aktörlere bakınca daha net bir biçimde görülmektedir. Laik, bilimsel ve kamusal eğitim sistemden uzaklaşan eğitim politikaları da, darbe girişimine kalkışan cemaate insan gücü kazandırmıştır. Öte yandan darbecilerin devlet içinde yapılanmasına olanak sağlayan, laikliğin altının oyulmasından güç alan “biat” anlayışı yerine “liyakat” sistemi kurulmasallaştırılmalıdır.
Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakları, emeğin haklarının olmadığı yerde de demokrasi olmaz ve tam da bu nedenle “demokrasinin inşası” sorunu emeğin sorunudur. Sendikalaşma başta olmak üzere, örgütlenmenin ve hak aramanın önüne koydukları barajlar/yasaklar ortadan kaldırılmadan, sosyal devlet daha güçlü bir biçimde kurulmadan, tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerine son verilerek kölece çalıştırılmaya son verilmeden, işçi sınıfını bölen, parçalamayı ve birbirine düşman hale getirmeyi amaçlayan ayrımcı söylemler/politikalar sona ermeden demokrasiden bahsedilemez.
Tüzüğünün 3. Maddesinde de belirtildiği gibi “toplumcu, çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü temellere dayalı gerçek demokrasi”den yana olan Konfederasyonumuz DİSK’in Genişletilmiş Başkanlar Kurulu yukarıdaki tespitlerinden hareketle şu kararları almıştır:
1. DİSK Genişletişmiş Başkanları Kurulu, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaşamını yitiren yurttaşlarımızı anarak, yakınlarına başsağlığı diler. Ülkenin içine girdiği bu karanlıktan çıkması, darbe ve her türlü otoriter rejim arayışına olanak vermeyen güçlü ve gerçek bir demokrasinin inşası için mücadele etmeyi, “eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir Anayasa” talebiyle Anayasa tartışmaları da dahil tüm süreçlere etkin bir biçimde müdahil olmayı bir görev olarak tanımlayan DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, bu dönemde emek ve demokrasi güçlerinin birlikteliğinin her zamankinden çok daha önemli hale geldiğine dikkat çekerek, bu birlikteliğe yönelik girişimlere desteğini ilan eder.
2. Gerçek bir demokrasinin ancak emeğin mücadelesi ile birlikte kurulabileceği tespitinden hareketle, “İşçilerin 3 Acil Talebi Var” başlıklı kampanyamıza, önümüzdeki dönem ağırlık verilmesi, tüm işçilere bu taleplerin anlatılarak mücadeleye çağırılması gerektiği üzerinde ortaklaşan DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, “Ayrımsız, kayıtsız, şartsız tüm taşeron işçilere kadro” için, Zorunlu Bireysel Emeklilik ve kıdem tazminatının gaspı gibi emeğin haklarına yönelecek tüm saldırılara karşı, tüm dost kurum ve kuruluşlarla, emek ve meslek örgütleriyle ortak hareket imkanlarının sonuna dek zorlanmasının önemini vurgular.
3. İçinden geçilen olağanüstü dönemde, emeğe ve demokrasiye dönük saldırılar karşısında tek vücut olmak gerektiğine inanan, “gücümüzün birliğimizden geldiğinin” bilincinde olan Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, tüm organlarımızın ve sendikalarımızın mücadele birikimlerini “akıl ve yürek birliği” içerisinde, kolektif bir mücadele bilgisine dönüştürerek mücadelemizin pusulası haline getirmenin, önümüzde duran acil bir görev olduğunun altını çizer.
4. Temel bir mücadele alanı olan işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında ILO kriterlerinin ülkemizde uygulanması gerektiğini bir kez daha vurgulayan Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, bu alandaki eğitim faaliyetleri başta olmak üzere çalışmaların yaygınlaşarak sürdürülmesi gerektiğini tespit eder.
5. Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, Anayasa tarafından teminat altına alınan basın ve ifade özgürlüğü için gösterdikleri dayanışma nedeniyle gazeteciler, sendikacılar ve aydınlar hakkına açılan davaları kınar ve bundan önce olduğu gibi bundan sonra da duruşmalarına katılarak basın ve ifade özgürlüğünün yanında olacağını belirtir.
6. Bu olağanüstü dönemin karanlığını yırtmak için örgütlenmenin artan önemine dikkat çeken DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, işçi sınıfının örgütsüz kesimlerine ulaşarak DİSK’i büyütürken, sermaye tarafından en güvencesiz ve en ucuz işgücü olarak değerlendirilmek istenen mevsimlik tarım işçilerinin, kadın ve göçmen emeğinin korunması için de girişimlerin artmasının önemine dikkat çeker.
7. DİSK’in 50’inci yıl etkinliklerinin, zaman ve mekan olarak yaygın bir biçimde örgütlenmesi gerektiği konusunda görüş birliği içerisinde olan DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, Konfederasyonumuzun 50 yıllık tarihini geleceğe taşıyacak, önümüzdeki dönemine de ışık tutacak çalışmaların başlatılması, başlayan çalışmaların ilerletilmesi için bir arada çalışmanın önemini vurgular.
8. 1 Mayıs 1977 Katliamı’nın 40’ıncı yılı öncesi, ülkeyi 12 Eylül darbesine götüren süreci başlatan bu katliamın aydınlatılması, sorumluların açığa çıkarılması, Taksim 1 Mayıs alanı üzerindeki yasakların bir daha gündeme getirilmemesi ve kutlamaların planlanması için, Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, 1 Mayıs 1977’nin 40’ıncı yılı ile ilgili çalışmaların, DİSK’in 50’inci yılı çalışmalarına paralel olarak başlatılması gerektiğini belirtir.

Tem 17

DARBE GİRİŞİMİNİ KINIYORUZ

DARBE GİRİŞİMİNİ KINIYORUZ
milyonlarca-insan-so-185e987a8cddb55edd43
Hükümete karşı gerçekleştirilen ve başarısızlıkla sonuçlanan askeri darbe girişimini kınıyor, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Bu güne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar Türkiye’de hep işçi ve emekçilerin taleplerinin bastırıldığı süreçlerle sonuçlanmıştır. Her darbe dönemi başta işçi sınıfının hakları olmak üzere, kayıplar yaşanmış, baskı ve sindirmeler artmış, yaşanan süreçler sonucunda, demokratik hak ve özgürlükler askıya alınarak ortadan kaldırılmıştır. Demokrasiye inanan hiç kimse darbe girişimlerinden medet ummamalıdır ve ama’ sız fakat’ sız darbenin karşısında durulmalıdır.

Bugüne kadar İşçi sınıfı ve emekçilerin, demokrasi ve özgürlük talepleri, örgütlenme hakkı, basın ve ifade özgürlüğü, hükümetin politikalarıyla baskılanmış ve boğulmak istenmiştir. Ancak AKP Hükümeti’nin tek adam ve tek parti otoriter sistemini hedefleyen politikalarının panzehir’ i askeri darbe girişimleri asla değildir. Dahası bu tür darbe girişimleri bu baskıcı ve otoriter politikaların daha hızlı ve daha fazla uygulanmasının dayanağı yapılmak istenecektir.

Bu tablo karşısında başta işçi ve emekçiler olmak üzere, Türkiye halkı, askeri darbe ile baskıcı otoriter anlayışının arasında, sıkışmaya mahkûm değildir. Çözüm herkes için demokrasi ve özgürlüklerin genişletilmesi, barış ve kardeşliğin geliştirilmesidir. İşçi ve emekçilerin tek seçeneği ve kurtuluşu gerçek anlamda baskısız, sınırsız örgütlenme hakkının olduğu, demokratik, laik ve eşitlikçi bir Türkiye’nin kurulmasıdır.

İşçi ve emekçileri demokrasi için örgütlenmeli ve mücadele etmelidir.

CAM KERAMİK İŞ SENDİKASI
Genel Başkanı
Birol Sarıkaş

Tem 01

YAŞASIN DOSTCAM DİRENİŞİMİZ, İŞ CİNAYETLERİNE KARŞI ÖRGÜTLENELİM

Değerli basın mensupları, öncelikle üç gün önce onlarca insanımızın hayatını kaybettiği ve onlarcasının yaralandığı, sakat kaldığı terör saldırısını kınıyor, hayatını kaybedenlerin acılı ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Her seferinde bombalarla yaşamaya alışmayacağız diyoruz, terörü lanetliyoruz, barış içinde huzurlu bir ülke istediğimizi söylüyoruz ama galiba bizi buna yavaş yavaş alıştırıyorlar. Ortadoğu üzerinde oynanan oyunlar ve bu oyunda baş aktörlerden biri olma hevesindeki hükümetin savaş politikaları ülkemizi her geçen gün daha kötü bir ortama sürüklüyor. Bu emperyalist politikalar ve çatışmalı süreç bu ülkeye daha fazla kandan başka, acıdan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyecek. Korku içinde yaşamak daha çok sömürü, daha çok yoksulluk getirecek. Hükümet insanlarımızın huzur içinde, güven içinde, barış içinde yaşamasını tesis etmekle yükümlüdür. Bununda bu güne kadarki adına istikrar dedikleri yanlış politikalarla olamayacağı açıktır. Ve yine açıktır ki işçiler emekçiler artık bu gidişe müdahale etmelidir. Bunun da yolu örgütlenmekten, örgütlü bir toplum olmaktan geçer. Örgütlenme hakkımız artık yaşama hakkımıza eşdeğerdir.

Bundan tam 92 gün önce sendikamıza üye oldukları için işten atılan ve o günden beri gece gündüz demeden fabrika önünde bekleyişleri sürdüren Dost Cam işçilerinin işe iade davaları bugün başlıyor. Geride bıraktığımız üç ay boyunca sürekli yanımızda duran, bizlere destek olan, sınıf dayanışmasının en güzel örneklerini sergileyen başta Çiğli İşçi Kurultay Komitesi olmak üzere konfederasyonumuza bağlı sendikalar, diğer sendika ve siyasi kurumlar, siz değerli dostlarımızı bugün yine burada yanımızda görmekten mutluyuz.

Biz işçilerin birbirimizden başka dostu yok, sırtımızı ancak birbirimize dayadığımız zaman ayakta durabilir, güçlü olabiliriz. İşçilerin mücadelesinin, sınıf mücadelesinin, dayanışma olmadan başarılı olma şansı yoktur. Dost Cam işçisi, işçi sınıfının, sınıf mücadelesinin şanlı tarihindeki onurlu yerini çoktan almıştır. Sömürüye, haksızlığa, kötü çalışma koşullarına karşı artık yeter dedikleri gün, ekmeklerini büyütmek, çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakabilmek için örgütlenmeye, sendikalı olmaya karar verdikleri gün zaten kazanmışlardı. Dost Cam patronu gözdağı vermek için bir arkadaşlarını işten çıkardığında, bu saldırının aslında hepsine yapıldığını, birliğine, beraberliğine, sendikal örgütlenmesine karşı yapıldığını fark ederek, bu zulme karşı şalteri indirdiği gün zaten kazanmıştı.

Dost Cam işçisi yanlış bir şey yapmadı. Yasaların, Uluslararası sözleşmelerin, Anayasanın kendilerine tanıdığı bir hakkı kullandılar ve sendikamıza üye oldular. Ortalama 8-10 yıldır asgari ücret düzeyinde bir maaşla, hiçbir sosyal hakkı olmadan çalışan üyelerimiz, patronun sendikamıza üyeliklerden haberdar olmasıyla birlikte tazminatsız işten atılmakla tehdit edilmiş ve teker teker ikna odalarında sorgulanmışlardır. İşveren üyelerimizden birini işten atarak bardağı taşırmış ve işçilerimize başka bir seçenek bırakmamıştır. İlk andan itibaren sendikamız sorunu çözmek için ısrarla görüşme talep etmiş ve uzlaşma sağlanması için elinden geleni yapmıştır. Ancak tüm çabalarımıza olumsuz cevap veren Dost Cam patronu, krizi fırsata çevirme kurnazlığını tercih etmiş ve ‘makinelere zarar verdiler’ yalanına sarılarak bu işten karlı çıkacağını düşünmüştür.

Dost Cam patronları bu cesareti nereden almaktadırlar. Yalnız Dost Cam değil, nerede işçiler sendikaya üye oluyorsa, birlik olup hakkını aramaya kalkıyorsa aynı şey oluyor. İş mahkemelerinin davalara yetişemediğini bu nedenle arabuluculuk diye bir sistem getireceklerini söylüyorlar. Biz ara bulucu değil hakkımızı istiyoruz. Haksız işten atmaların yasaklanmasını, patronlara ağır yaptırımlar getirilmesini istiyoruz. Kölelik yasası dediğimiz kiralık işçiliğin, taşeron işçiliğin yasaklanmasını, İşçiden yana emekten yana yasal düzenlemeler istiyoruz. Kıdem tazminatı hakkımıza dokunulmasın istiyoruz. İşlerine geldiğinde haktan hukuktan yasalardan en çok bahseden işverenler, sıra işçinin hakkına hukukuna gelince ne yasa dinliyorlar ne hukuk. Ne adaletleri var ne de vicdanları. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki memleketi yönetenler dahi yeri geliyor, yasaları, mahkeme kararlarını tanımadıklarını, saygı da duymadıklarını söyleyebiliyorlar. İşte hak hukuk tanımayan işçi düşmanları, emek hırsızlarına karşı işçilerimiz haklarını mahkeme kapılarında yıllarca süren davalarda aramak zorunda kalıyor. Bir yandan işsiz kalan, geçim derdiyle uğraşan üyelerimiz bir yandan da hukuk mücadelesi vermek zorunda bırakılıyor. Ancak işçilerimizi bu şekilde yıldırabileceğini ve pes ettireceğini sananlar yanılıyorlar. Mücadelemizi her alanda sonuna kadar büyük bir kararlılıkla sürdüreceğiz. Mahkemelerden beklentimiz haksızlığın açık seçik ortada olduğu bu davaların hızla sonuçlandırılması ve arkadaşlarımızın işlerine geri dönmelerinin sağlanmasıdır. Ve buradan bir kez daha Dost Cam patronuna seslenmek istiyoruz. Gelin işçilerimizin örgütlenme hakkına, sendikalı çalışma hakkına, insanca çalışma ve insanca yaşama hakkına saygı gösterin. İşçilerimiz çalışmak ve üretmek istiyor. Gelin bu işi masa başında uzlaşma ile çözelim.

Son olarak ülkemizde artarak devam eden, her gün ortalama 5 emekçinin hayatını kaybettiği iş cinayetlerine dikkat çekmek gerekmektedir. Daha dün bizim işkolumuzda, İstanbul Kartal’da bir beton santralinde meydana gelen çökme sonucu 2 işçi kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Sadece 2015 yılında en az 1730 işçi, iş cinayetlerinde katledilmiştir. Daha fazla kar uğruna patronların almadığı önlemler ve hükümetin gerekli denetimleri yapmadığı koşullar bu cinayetlere zemin hazırlamaktadır. Artık işçi sınıfımızın yaşamak için de örgütlenmekten başka çaresi yoktur. Ölüm kaygısı duymadan, sağlıklı-güvenli yerlerde çalışmak için mücadeleci sendikalarda birleşelim.

Haz 20

Yeni 15-16 Haziran’lara ihtiyacımız var

54221
15-16 Haziran İşçi Eylemlerinin yıl dönümünde İzmir’de DİSK üyesi işçiler, direnişteki DOST CAM işçiler ile bir araya gelirken, eylemde hükümetin işçilere yönelik saldırılarına karşı yeni 15-16 Haziran’lara ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

DİSK Ege Bölge Temsilciliği 15-16 Haziran İşçi Eylemleri’nin yıl dönümünde DOST CAM işçilerinin direnişte olduğu Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde kitlesel bir eylem yaptı. Vardiya çıkışında ya da iş bırakarak eyleme yüzlerce işçi hep bir ağızdan birleşme çağrısında bulunarak direnişteki DOST CAM işçilerinin yanına yürüdü.

Çiğli Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü önünde başlayan yürüyüşün ’15 16 Haziran’ın Işığında Köleliğe Teslim Olmayacağız’ pankartı taşındı. Genel İş İzmir 6 Nolu Şube üyeleri de ‘Gücümüz Birliğimizdedir’ ve Genel İş İzmir 2 No’lu üyeleri de ‘Dost cam İşçisi Yalnız Değildir’ pankartları ile yürüdü. Genel İş’in yanı sıra yürüyüşe Lastik İş, Güvenlik Sen üyeleri de katılırken Birleşik Metal İş üyeleri ayrı bir kortejle katıldı eyleme. Eyleme KESK, TMMOB, Emek Partisi, HDP üyeleri de katıldı.
Yürüyüş boyunca sık sık ‘Yaşasın 15-16 Haziran Direnişimiz’, ‘Birleşe Birleşe Kazanacağız’, ‘Yaşasın Sınıf Dayanışması’, ‘İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek’ ve ‘Kıdeme Uzanan Eller Kırılır’ sloganları atıldı.

‘İŞÇİLERE KARŞI BÜYÜK BİR SAVAŞ İLAN EDİLDİ’
DOST CAM Fabrikası önünde biten eylemde işçilere seslenen DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, 15-16 Haziran’ın direniş ruhuna her zamankinden çok ihtiyaç duyulduğunu belirterek “Çünkü işçilere karşı büyük bir savaş ilan edilmiş durumda. İşçileri köleleştirmek için en acımasız yasaları birbiri ardına Meclis’e getiriyorlar. İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri olan insan ticaretini bir gecede yasalaştırdılar. Kiralık işçilik adı altında işçi simsarlığını yasal hale getirdiler. Seçimlerden önce taşeron işçilere kadro vaat ettiler, seçimlerden sonra eskisinden beter bir düzenlemeyi geçirdiler” dedi.
Direnişteki Dostcam İşçisi Süleyman İssi patrona seslenerek “İşçiler birliklerini büyüttükçe siz yenileceksiniz. İşçiler dyanışmayı büyütecek” dedi.

Daha sonra konuşan Sendikamız Genel Başkanı Birol Sarıkaş da Dost cam işçilerinin de 15 16 Haziran işçileri gibi bedeller ödediğini belirterek “Buradaki işçiler sendika seçme haklarını kullandıkları için işten atıldılar ve 76 gündür direniyorlar. Bu direniş buraya çok ciddi yaşadı. İstiyoruz ki bu direniş yarınlarda da burada devam etsin. Bütün işçileri bir olmaya çağırıyoruz. Biz bir olduğumuz sürece bu birliktelik bize dünyayı kazandıracaktır” dedi.
Aynı günün akşamı Deriteks sendika binasında bir söyleşi gerçekleştirildi. Çiğli deki farklı fabrikalardan işçilerin katıldığı söyleşide söz alan işçiler ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı.

Haz 13

15-16 HAZİRAN YOL GÖSTERİYOR

15-16-HAZiRAN-2016-AFiS-768x1088
Türkiye işçi sınıfının, ilk kez bir sınıf olarak tarih sahnesine çıktığı ve sendikal hak ve özgürlükleri için ayağa kalktığı iki uzun gün 15-16 Haziran direnişi çeşitli etkinliklerle anılacak. İşçilerin Sendikalı çalışma ve istediği sendikayı seçme özgürlüğünün ayaklar altına alındığı, sendikaya üye olduğu için işçilerin işten atıldığı, kiralık işçilik yasasının çıkarıldığı, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırıldığı, kıdem tazminatının gasp edilmeye çalışıldığı bu günlerde 15-16 Haziranın derslerini yeniden hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var. Bu kapsamda birçok ilde paneller, söyleşiler, yürüyüşler yapılacak. Bunlardan birkaçı şöyle;
IMG-20160613-WA0000
15 Haziran Çarşamba Günü Birleşik Metal İş Sendikası saat 15.00 da İstanbul’daki merkezinde bir etkinlik düzenleyecek. Aynı gün Avcılarda saat 18,30 da Türk iş, Disk, Kesk ve TMMOB’ a bağlı şube ve temsilciliklerin kitlesel bir yürüyüşü gerçekleşecek. Avcılar demokrasi platformunun da destek vereceği yürüyüş, Avcılar belediyesinde sendikalı oldukları için işten atılan taşeron işçilerin direniş çadırı önünde konuşmalar ve müzik dinletisi ile sonlandırılacak.
16 Haziranda ise Konfederasyonumuz DİSK köleliğe teslim olmayacağız isimli bir forum düzenliyor. Şişli Nazım Hikmet Kültür ve sanat evinde gerçekleşecek etkinlik saat 13.00 da başlayacak. aynı gün İzmir de Çiğli İşçi Kurultayının düzenlediği ve genel başkanımız Birol Sarıkaş’ ın da katılacağı bir söyleşinin başlama saati 19.00
18 Haziran Cumartesi Günü saat 19.00 da ise Disk/Gıda iş Sendikası Avcılar belediyesi Barış Manço Kültür merkezinde bir anma gecesi düzenliyor. Gecede konuşmaların yanı sıra Kavel Direnişi Belgesel gösterimi ve müzik dinletisi de olacak.

Haz 07

İSTANBUL DAKİ TERÖR SALDIRISINI KINIYORUZ

ist-polis-saldiri2
İstanbul’ da gerçekleştirilen terör saldırısını kınıyoruz. Hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyelerimizi sunuyor ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bu tür terör eylemleri, amacı ne olursa olsun ve kim tarafından yapılırsa yapılsın meşru görülemez. Savaş politikalarının hem dünyayı hem ülkemizi getirdiği nokta ortadadır. Bu şekilde yaşamaya alışmayacağımızı ve barışı savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Haz 04

BİLECİK İŞÇİLERİ SENDİKAYI TARTIŞIYOR.

13339648_892132547579840_3217906938400536177_n

DİSK’ e bağlı Cam Keramik İş Sendikası, seramik sektörünün merkezi konumundaki Bilecik ili ve çevresinde örgütlenme seferberliği başlattı. On binlerce işçinin ağır ve sağlıksız koşullarda ve çok düşük ücretlerle çalıştırıldığı Bilecik ve ilçelerinde sendikanın tanıtım broşürlerinin dağıtımını gerçekleştiren Cam Keramik İş Yönetim Kurulu Üyeleri, Bilecik’ li işçilerin broşürlere yoğun ilgi gösterdiğini, ve işçilerle yaptıkları görüşmelerde örgütlenme eğiliminin üst seviyede olduğunu dile getirdiler. Seramik işkolunda iki üç fabrikanın dışında sendikalı işyerinin olmadığı Bilecik’ teki “Sendikalı ol Güçlü ol” broşürü dağıtımına Sendikanın Genel Başkanı Birol Sarıkaş’ ta katıldı ve Bilecikli işçilerle sohpet etti. Kiralık işçilik yasasının çıkarıldığı ve Kıdem Tazminatını ortadan kaldırmak için yeni yasa hazırlandığı şu günlerde daha çok örgütlenmek ve daha çok ses çıkarmak gerektiğini belirten Sarıkaş, Bilecik merkezli örgütlenme çalışmalarını önümüzdeki günlerde daha hızlı ve daha yaygın bir şekilde sürdüreceklerini dile getirdi. Söğüt ilçesinde de broşürlerini dağıtan Cam Keramik İş sendikası üyeleri Ertuğrulgazi türbesini ziyaret etmeyi de ihmal etmedi.
Cam Keramik İş Sendikası, Bilecik OSB de kurulu Porland porselen fabrikasında Türk-iş’ e bağlı Çimse iş sendikasına üye işçilerin büyük çoğunluğunun, yaptığı kötü sözleşmeden ve işçilerin sorunlarını çözme konusunda aciz kaldığından dolayı Çimse İş’ ten istifa ettiği bilgisini verdi. Tüm Seramik işçilerini Cam Keramik İş çatısı altında örgütlenmeye ve mücadele etmeye çağıran Genel Başkan Sarıkaş, Bilecik’ li işçilerin daha insanca şartlarda çalışmaması için hiçbir neden yok, yeter ki önyargılarımızı ve korkularımızı bir tafra bırakalım diyerek işçileri sendikaya üye olmaya çağırdı.

CAM KERAMİK İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZİ

May 16

Geniş tanımlı işsiz sayısı 6.5 milyona yaklaştı!

indir
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in bugün (16 Mayıs 2016) açıkladığı Şubat 2016 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarını değerlendirdi:
 TÜİK’e göre 2016 Şubat ayında dar tanımlı işsizlik oranı 2015 yılının aynı dönemine göre yüzde 0,3 azalışla yüzde 10,9 oranında gerçekleşti. Ancak işsizlik ve istihdamda vahim tablo sürüyor.
 Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 20’ye ulaştı.
 Dar tanımlı işsiz sayısı 3 milyon 224 olurken, geniş tanımlı (gerçek) işsiz sayısı 6,5 milyona yaklaştı.
 İmalat sanayiinde istihdam kaybı devam ederken, artış hizmetler sektöründe gerçekleşti.
 Tarım dışı işsizlik yüzde 12,7, genç işsizliği ise yüzde 18,6 olarak gerçekleşti.
 İşsizlikte toplumsal cinsiyet eşitsizliği bütün boyutlarıyla sürüyor. Tarım dışı genç kadın işsizliği yüzde 24,4’e ulaştı.
 Genç ve eğitimli işsizliğinde çarpıcı artışlar var. Son iki yılda 181 bin üniversite mezunu işsizler ordusuna katıldı.
 Üniversite mezunu işsizlerin sayısı 670 bine ulaştı. Üniversiteli işsizlikte iki yıllık artış yüzde 35 oldu.
 678 bin işsiz iş bulma ümidini kaybetti.
 Türkiye yüksek işsizliğe sahip ülkeler arasında yer almaya devam ediyor.
 Evde engelli bakım hizmetleri ve toplum yararına programlarda çalışanların istihdam kapsamında değerlendirilmesi istihdamı yapay olarak artırıyor.
İşsizliğin ve İstihdamın Görünümü
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in bugün (16 Mayıs 2016) açıkladığı Şubat 2016 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarını değerlendirdi:
İşsizliğin Görünümü
TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) işsizlik oranı bir önceki yılın Şubat ayına göre yüzde 0,3 azalış göstererek yüzde 10,9 olarak gerçekleşti. Böylece işsizlik oranları çift haneli seyrini korumaya devam etti. İşsizlik oranları 2014 Şubat ayına göre ise yüzde 0,7 artış gösterdi. Dar tanımlı işsizlik hesaplamasına göre işsiz sayısı 3 Milyon 224 bin kişi oldu.
Grafik 1: İşsizlik Oranları (Şubat 2016)

TÜİK tarafından kullanılan dar tanımlı (standart) işsizlik hesaplamaları işgücü piyasalarındaki gerçek durumu yansıtmıyor. Dar tanımlı işsizlik hesaplarının taşıdığı kısıtlar nedeniyle, işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılması için geniş tanımlı (alternatif) işsizlik verilerine bakmak zorunludur. -Dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları hesaplamasına ilişkin metodolojik not rapor ekinde yer almaktadır-.
Geniş tanımlı işsizlik oranı Şubat 2016’da yüzde 19,9 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsiz sayısı ise 6 milyon 437 bine çıktı. Böylece ülkemizdeki gerçek işsiz sayısı 6,5 milyona yaklaştı. Bu tablo işgücüne dahil her beş kişiden birinin işsiz olduğu anlamına geliyor.
İşsizlik oranlarında son iki yılda yükseliş eğilimi sürüyor. Değişik ölçütlere göre hesaplanan neredeyse tüm işsizlik oranlarında son iki yılda yükseliş eğilimi gözleniyor (Tablo 1).
Tablo 1: İşsizlik Oranları (2014-2016)
İşsizlik Türü 2014 Şubat 2015 Şubat 2016 Şubat
Dar tanımlı işsizlik* 10,2 11,2 10,9
Geniş tanımlı işsizlik (U6)* 20,5 20,5 19,9
Tarım dışı işsizlik 12,1 13,2 12,7
Kadın işsizliği 11,5 13,2 12,7
Kadın işsizliği (tarım dışı) 15,5 17,3 16,3
Genç işsizliği 17,0 20,0 18,6
Genç işsizliği (tarım dışı) 19,4 22,3 20,8
Genç kadın işsizliği (tarım dışı) 23,2 27,9 24,4
Yüksek öğrenim işsizliği 9,0 10,6 9,9
Yüksek öğrenim işsizliği (kadın) 12,9 15,8 14,3
* Açıklamalar bölümüne bakınız
Tarımsal istihdamda ücretsiz aile işçiliğin önemli bir yer tutması nedeniyle, işsizlikte gerçek durumu anlamak için tarım dışı işsizlik verileri büyük önem taşıyor. Nitekim tarım dışı işsizlik oranları yüzde 12,7 ile standart işsizlik oranının oldukça üzerinde gerçekleşti. Son iki yılda tarım dışı işsizlik oranlarında artış eğilimi sürmektedir (Tablo 1, Tablo 2).
İşsizliğin toplumsal cinsiyet boyutunda çarpıcı eşitsizlik devam ediyor. Kadın işsizliği her alanda daha yüksek seyrediyor. Kadınlar daha az istihdam edilip daha çok işsiz kalıyor. Şubat 2016’da yüzde 12,7 olarak gerçekleşen kadın işsizliği ortalama işsizlik oranının oldukça üzerindedir. Tarım dışı kadın işsizliği yüzde 16,3, tarım dışı genç kadın işsizliği ise yüzde 24,4 ile en yüksek işsizlik türüdür. Yüksek öğrenimli kadın işsiz oranı ise yüzde 14,3’tür. 2014-2016 arasında işsizler ordusuna katılan 399 bin işsizin 223 bini, yüzde 56’sı kadındır. Oysa kadınların işgücüne katılım oranı sadece yüzde 31’dir.
Genç işsizliğinde de iç karartıcı bir tablo söz konusudur. 2014 Şubat ayında yüzde 17 olan genç işsizliği Şubat 2016’da 18,6’ya yükseldi. Tarım dışı genç işsizliği ise yüzde 20,8 ile daha da yüksek seyretmektedir. Yüksek öğrenimli işgücünde işsizlik 2014 Şubat ayında yüzde 9 iken 2016 Şubat ayında yüzde 9,9’a çıktı.
Tablo 2: İşsiz Sayıları (2014-2016) (Bin)
İşsizlik Türü 2014 Şubat 2015 Şubat 2016 Şubat 2014-2016 Artış
Dar tanımlı işsiz* 2 825 3 226 3 224 399
Geniş tanımlı işsiz (U6)* 6 278 6 456 6 437 159
Kadın işsiz (genel) 942 1 151 1 165 223
Genç işsiz 760 919 877 117
Yüksek öğrenimli işsiz 488 657 669 181
Yüksek öğrenimli işsizlik artış eğilimi ürkütücü boyuttadır. Şubat 2016’da yüksek öğrenimli işsiz sayısı 669 bine ulaştı. Şubat 2014’ten bu yana tam 181 bin üniversite mezunu işsiz ordusuna katıldı. Yüksek öğrenimli işsiz sayısı son iki yılda yüzde 35 oranında arttı. Yüksek öğrenimdeki işsizlik son yıllarda yapay biçimde artırılan yüksek öğrenim kapasitesinin bir sonucu olarak da görülebilir.
Grafik 3: Eğitim Durumuna Göre İşsiz Artış Oranı (2014-2016)

Türkiye’nin işsizlik oranları karşılaştırmalı olarak da yüksek seyrediyor. Avrupa Birliği’nin istatistik ajansı Eurostat verilerine göre AB 28 ülkeleri, ABD, Japonya, Norveç ve İzlanda’nın da aralarında yer aldığı 33 ülke arasında Türkiye yüksek işsizlik oranı ile 8. sırada yer alıyor. İşsizliğin Türkiye’den yüksek seyrettiği ülkeler Yunanistan, İspanya, Hırvatistan, Güney Kıbrıs, Portekiz, İtalya ve Slovakya. AB 28 ülkelerinin işsizlik ortalaması yüzde 9 ile Türkiye’nin oldukça altında bulunuyor (Grafik 2).

Grafik 2: İşsizlik Liginde Türkiye’nin Yeri (2015)

Kaynak: Eurostat, 2015 4. Çeyrek Verileri
İstihdamın Görünümü
Şubat 2016 döneminde istihdam edilenlerin sayısı 26 milyon 456 bin olarak gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı döneminde yüzde 44,4 olan istihdam oranı ise yüzde 45,3’e yükseldi. Ancak kadınların istihdam oranı yüzde 27,2’de kaldı.
Son iki yılda istihdamda 1 milyon 457 bin kişilik artış yaşandı. Ancak bu artışın hangi sektörde yaşandığı büyük önem taşıyor. İmalat sanayinde, tarımda ve madencilikte kan kaybı sürüyor. Tarımda 179 bin, imalat sanayiinde 93 bin ve madencilikte 15 bin kişilik iş azalması yaşanırken hizmet sektörü istihdamında artışlar yaşandı. Toptan pekende ticaret, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri, eğitim, idari destek ve hizmet faaliyetleri istihdam artışı içinde önemli bir yer tutmaktadır. Toptan ve perakende hizmetlerde son iki yılda 268, konaklama (turizm) sektöründe 183 bin iş yaratıldı. Büyük oranda kamu sosyal hizmetlerinden yararlananlardan oluşan insan sağlığı ve sosyal hizmetlerde ise 216 bin iş yaratıldı.
Grafik 4: Sektörlere Göre İstihdam Artışı (2014-2016) (Bin)

İstihdam artışında son yıllarda dikkat çeken eğilim kamu sosyal yardımları alanların ve aktif işgücü programlarına katılanların istihdam kapsamında değerlendirilmesidir. Bu konuda iki kategori özellikle dikkat çekicidir. Bunlar evde engelli bakım hizmeti ödeneği alanlar ile “toplum yararına” programlarda çalışanlardır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre evde engelli bakım yardımından yararlanan engelli yakını sayısı 470 bin civarındadır. Öte yandan Mart 2016 itibariyle Toplum Yararına Çalışma Programlarında (TYÇP) çalıştırılanların sayısı ise 277 bindir. Bu iki program kapsamında olanların toplamı 750 bin civarındadır.
Evde bakım hizmeti alan engelli yakınlarının istihdam içinde kabul edilmesi oldukça tartışmalıdır. Primsiz ödemeler kapsamında sosyal yardım alanların istihdamda kabul edilmesiyle istihdam yapay olarak artmaktadır. Oysa bu kişiler iş mevzuatı kapsamında iş sözleşme ile çalışmamaktadır. Memur ve diğer kamu görevlisi olarak da kabul edilmeleri mümkün değildir. Kendi hesabına çalışan ve işveren de olmayan bu kişilerin istihdam kapsamında sayılması istihdam verilerini tartışmalı hale getirmektedir. TÜİK evde engelli bakım ödeneği alanları Hanehalkı İşgücü Araştırması kapsamından çıkartmalıdır.
İstihdam verilerini şişiren bir diğer kategori ise sadece 9 ay boyunca TYÇP kapsamında çalıştırılan ve iş yasası kapsamında işçi sayılmayanlardan oluşuyor. TYÇP programları kapsamında çalıştırılan işsizler bir yandan istihdamda görünürken öbür yanda işçilerin sahip olduğu haklara sahip değiller. Toplum Yararına Çalışma Programları, “İşsizliğin yoğun olduğu dönemlerde veya yerlerde doğrudan veya yüklenici eli ile toplum yararına bir iş ya da hizmetin gerçekleştirilmesi yoluyla özellikle istihdamında zorluk çekilen işsizlerin çalışma alışkanlık ve disiplininden uzaklaşmalarını engelleyerek işgücü piyasasına uyumlarını gerçekleştirmek ve bunlara geçici gelir desteği sağlamak amacıyla İŞKUR tarafından uygulanan programlardır. ”Bir diğer ifadeyle bu programlar aktif işgücü piyasası programlarıdır. Bu program kapsamında çalışanlar iş mevzuatı kapsamında işçi kabul edilmemektedir..
Eğer evde engelli bakım ödeneği alanlar ve toplum yararına programlarda çalışanlar TÜİK tarafından istihdam kapsamında değirilmeseydi toplam istihdam 750 bin kişi daha az olacaktı. Bu durum istihdam oranlarının düşmesi ve işsizlik oranlarının artması anlamına gelecekti. TYÇP ve evde engelli bakım ödeneği alanların istihdam kapsamında sayılması istihdam ve işsizlik verilerini perdeliyor ve gerçek durumdan saptırıyor.
Değerlendirme ve öneriler
TÜİK’in Şubat 2015 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçları istihdam ve işsizlik konusunda ciddi olumsuzlukların sürdüğünü teyit etti. İşsizlik iki haneli rakamlarda seyrederken, tarım dışı işsizlik, genç ve kadın işsizliği kaygı verici boyutunu koruyor.
Son iki yılda yaşanan istihdam artışında imalat sanayiinin payı yok denecek kadar azdır. Dahası son bir yılda imalat sektörü istihdamında azalma yaşanmıştır. İstihdam artışı hizmet sektöründe ve bu sektörün belli alt sektörlerinde yaşanmaktadır. Son yıllarda kamu sosyal yardım programları kapsamında olanların istihdam içinde gösterilmesi sonucu istihdamda önemli bir şişme ve yapay artış sağlanmıştır. Bu artışları reel istihdam olarak değerlendirmek mümkün değildir.
İşsizliğin azaltılması ve istihdamda kalıcı ve güvenceli artış sağlanması için önerilerimiz:
 “Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
 Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.
 Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun “insani iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.
 Güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmeli, tüm taşeron işçilere kadro verilmelidir. Kamu taşeron işçileri için öngörülen Özel Sözleşmeli Personel (ÖSP) uygulamasından vazgeçilmeli ve bu işçiler kamu işçisi olarak kadroya alınmalıdır.
 Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
 TYÇP kapsamında çalıştırılanlar daimi işçi statüsüne geçirilmelidir.
 Çırak ve stajyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.
 İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmelidir
 Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
 Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.

Metodolojik Not:
Bu rapor Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına dayalıdır. Raporda yer alan tablo ve yorumlar DİSK-AR’a aittir ve kaynak gösterilmek suretiyle serbestçe kullanılabilir.
Dar tanımlı işsizlik: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından kullanılan işsizlik hesaplama yöntemidir. Referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan (kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiçbir işte çalışmamış ve böyle bir iş ile bağlantısı da olmayan) kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz kabul edilmektedir.
Geniş tanımlı işsizlik (U6, Unemployment 6): Klasik dar tanım kapsamında yer alan işsizler yanında, iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları kapsayan alternatif işsizlik tanımıdır. Çalışma ekonomisi literatüründe kullanımı giderek artan bir hesaplama yöntemidir.