Nis 14

SERAPOOL İŞÇİLERİ KAZANDI

12993528_1603729356612797_6633099982040744364_n
Birleşen İşçiler Yenilmezler.
İşçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı, emeğin bayramını kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde, SeraPool işçilerinin işe iade davasının kazanımla sonuçlanmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Sendikamıza üye oldukları ve işten atılan bir arkadaşlarına sahip çıktıkları için işten atılan, 6 ay boyunca gece gündüz demeden fabrika önünde direniş sürdüren işçilerimizin haklı ve kararlı mücadelesi mahkemenin bu kararı ile birlikte tescillenmiş oldu. Yıllarca ağır ve sağlıksız koşulları altında çalışan işçilerimiz sendikamıza üye olduklarının işveren tarafından duyulması ile birlikte çeşitli baskılara maruz kalmış ve sendikamızın tüm görüşme ve uzlaşma taleplerine olumsuz cevap veren serapool patronu tarafından tazminatsız bir şekilde işten atılmıştı. Yasa dışı grev yapıldığı iddiasıyla sendikamız ve 8 işçi arkadaşımız aleyhine dava açan Serapool patronu daha önce bu davayı da kaybetmiş ve temyize götürdüğü karar Yargıtay tarafından da onanmıştı.
Bugün 14 işçi arkadaşımızın işe iade davasının görüldüğü İstanbul Anadolu 3.,14. ve 26. İş mahkemeleri, işçilerimizin işe iadesine ve sendikal tazminata hükmetti. Serapool işçileri mahkeme süreçlerini de aynı kararlılıkla takip etmiş ve haklı mücadelelerini her seferinde adliye koridorlarında da haykırmıştı. Serapool işçilerinin bu onurlu mücadelesi şimdi yeni boyut kazandı. Şimdi işverenin yapması gereken, süreci daha fazla uzatmadan anayasal bir hak olan sendikalı çalışma konusunda işçilerimizin verdiği mücadeleye, emeklerine ve mahkeme kararına saygı göstererek atılan işçileri geri almak ve sendikamızla masaya oturmaktır. Bizler başından beri üretimin devam etmesini, çalışma şartlarının iyileştirilmesini ve huzurlu bir çalışma ortamının sağlanması için bir toplu sözleşmeyle sorunun çözüleceğini savunduk. Bugün de durum farklı değildir. İşçilerimiz işlerine dönmeye ve sendikalı bir şekilde üretime başlamaya hazırdır.
Buradan Serapool işverenine çağrımızı yineliyoruz. İşçilerimizin kayıplarını ve mağduriyetini giderin. İşe dönmek isteyen tüm işçilerimizi geri alın. Sendikamız ve işçi temsilcileriyle toplu sözleşme imzalayarak daha huzurlu ve sağlıklı bir çalışma ortamını hep birlikte oluşturalım.

CAM KERAMİK İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZİ

Nis 13

DİSK BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

disk-1-mayis-i-taksim-meydani-nda-kutlayacagiz-6872007

11 Nisan 2016 tarihinde 1 Mayıs 2016 kutlamaları gündemiyle DİSK Genel Merkezinde toplanan DİSK Başkanlar Kurulu aşağıdaki yer alan konuları görüşerek aldığı kararları kamuoyu ile paylaşmayı gerekli görmüştür:
Ülkemiz zor, karanlık bir dönemden geçmektedir.
Baskı, terör, savaş ortamında yıldırılmak istenen milyonların iş güvenliği ve yaşam güvenliği giderek daha da yok edilirken, kendi iktidarlarını ve servetlerini güvence altına almaktan başka bir kaygısı olmayanlar ülkemizi bir yangın yerine çevirmekten en ufak bir rahatsızlık, suçluluk, sorumluluk duymamaktadır.
Sadece ülkemiz değil tüm Ortadoğu halkları emperyalist güçlerce fitili ateşlenen, Türkiye’yi yönetenlerin de aktif biçimde müdahil olduğu savaşların bedelini ödemektedir.
Emperyalist güçler kendi yarattıkları sorunun sonuçlarıyla yüzleşmemek için, Türkiye’yi yönetenlerle pazarlık yürütmekte, evi, yurdu yakılıp yıkılan milyonlarca mülteciyi Türkiye sınırlarında tutmak için milyarlarca avro ödemeyi, Türkiye’deki her türlü antidemokratik politikaya sessiz onay vermeyi kabul etmektedir.
Ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan milyonlar, ucuz iş gücü ordusu olarak değerlendirilmek istenmekte, yaşamlarını nerede sürdüreceklerine dair akçeli pazarlıklar yapılmakta, Maraş örneğinde olduğu gibi nüfus yapısını değiştirmek ve ucuz-güvencesiz işgücü havzası yaratmak için de değerlendirilmektedir.
Türkiye’de yasama-yürütme ve yargının tek bir kişiye bağlandığı giderek daha da otoriterleşen bir rejime doğru atılan her adım, en fazla işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını olumsuz olarak etkilemektedir.
Özel istihdam büroları ve esnek çalışmanın diğer biçimleriyle işçi sınıfına en güvencesiz kölelik koşulları dayatılırken, kıdem tazminatına göz dikilmişken, milyonlarca taşeron işçiye verilen “kadro” sözü tutulmazken ve yeni güvencesiz çalıştırma statüleri icat edilirken, işçiler lehine alınan mahkeme kararlarına ülkeyi yönetenler tarafından bile saygı gösterilmezken, sendikalaşma ve grev hakları her gün çiğnenirken, sendikacılar ve sendikalar ağır baskılarla susturulmak istenilirken, yılda 1500’ün üzerinde işçi iş cinayetlerinde ölürken işçi sınıfının sessiz, tepkisi bir biçimde tüm bu yaşadıklarını “kader” olarak kabullenmesi istenmektedir. Giderek otoriterleşen bir rejim, işçileri sessiz bir biçimde köleleştirebildiği ölçüde, yerli ve uluslararası sermayeden “sessiz onay” almaktadır.
1 Mayıs Birlik-Mücadele ve Dayanışma Günü’nün yasaklanması ve işçilerin değil yönetenlerin istediği biçimde, yerde ve içerikte kutlanmasına dair tüm dayatmalar işçi sınıfının sesini bastırma çabalarının, bu sayede arzu edilen rejim değişikliğine sermaye desteği sağlama çabalarının bir parçasıdır. 1 Mayıs’ta Taksim meydanının yasaklanması, bahsedilen rejim değişikliğinin sembollerinden biri haline gelmiştir.
Taksim’de 1 Mayıs’ı yasaklamak hukuku, tarihi ve en nihayetinde işçi sınıfını yok saymaktır.
Taksim’de 1 Mayıs’ı yasaklamak hukuku hiçe saymaktır çünkü Taksim’de 1 Mayıs’ın yasaklanmasına dair AİHM’in verdiği karar açıktır. Bu kararda Taksim’de 1 Mayıs kutlama kararımız bir hak ve sorumluluk olarak ifade edilmektedir.
2010-2011 ve 2012 yıllarında tek bir kişinin burnu bile kanamadan Taksim’de kutlanan 1 Mayıs’larda, hükümetin icraatlarının eleştirilmesinin ardından 2013’te getirilen yasak açıkça düşünce ve ifade özgürlüğünün gaspıdır. Bu yıllarda herhangi bir olumsuzluk yaşanmamasına rağmen getirilen yasağın “eleştiriye tahammülsüzlük” dışında bir nedeni yoktur.
2013-2014 ve 2015 yıllarında Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin getirilen yasaklamanın da hiçbir hukuki dayanağının olmadığı Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin her yıl verdiği kararlarla tescillenmiştir.
Taksim 1 Mayıs meydanında işçi sınıfının mücadelede yitirdiği arkadaşlarının anıları vardır. Bu anıları yok saymak, unutturmak kimsenin haddi değildir.
Taksim 1 Mayıs meydanında işçi sınıfının mücadele kazanımları vardır. Bu kazanımlar hukuk tarafından da tanınmıştır. Bu hakları yok saymak kimseye düşmemektedir.
Tüm dünyanın en merkezi meydanlarında işçiler 1 Mayıs’larda kürsülerini kurar iken, işçi sınıfı tarihine mal olmuş Taksim 1 Mayıs meydanında, bir gün için bile işçilerin kürsülerini kurma hakkını yok saymak, işçi sınıfının haklarını yok saymaktır.
Bu hakkın ne biçimde, ne zaman ve nasıl kullanılacağına karar verecek olan kuşkusuz işçi sınıfı olmalıdır.
Bugün mahkeme karalarına rağmen taşeron işçilerine daimi işçi kadrosu vermeyenler, bugün 12 Eylül darbecilerinin getirdiği sendikal barajlara, grev yasaklarına sahip çıkanlar, bugün kıdem tazminatımıza göz dikenler, bugün özel istihdam büroları ile işçileri kölece alıp satma planları yapanlar, bugün her yıl 1500 işçinin öldüğü bir ülkede cinayetlerin asıl sorumlularını, patronları ve siyasi sorumluları koruyup kollayanlar, bugün açlık ve yoksulluk sınırının altında ücreti, kayıtdışı çalışmayı, sendikasızlığı işçi sınıfına dayatanlar sermaye sınıfının çıkarları için kavga vermektedir. Ve hukuk dışı biçimde 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklamak sermaye için iktidarın verdiği bu mücadelenin bir parçasıdır.
Bu koşullar altında gidilen 2016 1 Mayıs’ı işçi sınıfının kölelik dayatmalarına karşı insanca, özgürce ve kardeşçe yaşamı kurma iradesini yansıtmalıdır.
Bu tespitlerden hareketle Başkanlar Kurulumuz şu kararları almıştır:
1. DİSK Başkanlar Kurulu 1 Mayıs Birlik-Mücadele ve Dayanışma gününün merkezi olarak İstanbul Taksim olmak üzere kuzeyden güneye, doğudan batıya Türkiye’nin dört bir yanında yaygın, kitlesel ve coşkulu bir biçimde kutlanması için çalışmaların hızlandırılması, gerekli girişimlerin başlatılması kararını almıştır. Başta KESK, TMMOB ve TTB olmak üzere, 1 Mayıs’ı bugüne kadar beraber örgütlediğimiz emek ve meslek örgütleriyle, 1 Mayıs kutlamalarına katılan bileşenlerle görüşülerek, güvenlik sorunları ve ülkemizin içinden geçtiği koşullar göz önüne alınarak, anlamına uygun biçimde ve en kitlesel şekilde 1 Mayıs’ın kutlanabilmesi ile ilgili yol haritası beraberce belirlenecektir. DİSK üyesi sendikalar, işyerlerinden fabrikalardan başlayarak 1 Mayıs sürecini yaygın bir biçimde örgütlemeye başlayacaklarıdır.
2. Başkanlar Kurulumuz Üçlü Danışma Kurulu toplantısında gündeme getirilecek “Kiralık İşçilik Yasası”nı işçi sınıfını topyekun köleleştirme projesi olarak değerlendirmektedir. Yine aynı toplantıda gündeme gelecek taşeron işçiler konusunda da tüm işçilere ayrımsız, kayıtsız, şartsız daimi işçi kadrosu verilmesi gerektiği doğrultusundaki görüşümüzün altını çizmektedir. Başkanlar Kurulumuz, kiralık işçiliğe karşı yürütülecek mücadeleyi ve taşeron işçilere “ayrımsız, kayıtsız, şartsız daimi işçi kadrosu” mücadelesini işçi sınıfının tamamını kapsayacak biçimde büyütme kararlılığını bir kez daha vurgular.

Nis 12

1 MAYIS BİLDİRİMİZ

cam-keramik

Nis 04

ATILAN İŞÇİLER GERİ ALINSIN, SENDİKALI ÇALIŞMAK ANAYASAL BİR HAKTIR

139841924594869206

Sendikamızın örgütlenme faaliyetini sürdürdüğü, İzmir Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu olan Dostcam fabrikasında, sendikamıza üye 1 işçi arkadaşımız işten atılmıştır. Sendikal örgütlülüğü kırmak üzere işveren tarafından yapılan bu hamleye karşı işçi arkadaşlarımız fiili-meşru haklarını kullanarak üretimi durdurdu. Bunun üzerine işveren yüze yakın üyemizin işine son verdiğini açıkladı.
Şunu belirtmek isteriz ki, Anayasanın 51. maddesi tüm işçilere, ekonomik, sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla, kimseden izin almaksızın sendikaya üye olma hak ve özgürlüğünü tanımaktadır. Bu hak ve özgürlük, kimseden izin almadan sendikaya üye olma hakkının yanında, hangi sendikaya üye olunacağının da işçinin serbest iradesiyle seçme hakkını da içermektedir. İşverenin, işçilerin sendikaya üye olmalarını engellemesi Anayasal bir hakkın engellenmesi, kanunlara ve imzalanan uluslararası sözleşmelere aykırıdır. İşverenin sendika karşıtı aldığı bu tutum aynı zamanda iş barışını bozmaktadır.
Sendikamıza üye Şenel Kınık isimli işçi arkadaşımızın “performans düşüklüğü” iddiasıyla işten atılmasının hiçbir gerçekçiliği yoktur. 3 aydır bir sıkıntı olmadan fabrikada çalışan arkadaşımız, sendikamızın çoğunluğu sağlaması ve bunun duyulması ile birlikte işten çıkarılmıştır. İşverenin, tüm işçileri tazminatsız işten attığını açıklaması tamamen direnişimizi bölmeye ve göz korkutmaya yöneliktir. Fakat biz bu oyuna gelmeyeceğiz çünkü Dostcam işçisi ekmekleri için onurlu bir direniş gerçekleştirmektedir.
Fabrika içinde ve dışında direnişte olan işçi arkadaşlarımız kararlı bir şekilde mücadelelerine devam etmektedir. İşten atma kararı geri alınana ve sendikal örgütlülük tanınana kadar mücadelemiz sürecektir.
SENDİKALI İŞÇİ İSTEMİYORLAR

Sendikamızın örgütlenmiş olduğu, İzmir’de bulunan Dostcam Sanayi ve Ticaret A.Ş. İsimli İşletmede bir üyemizin işten atılması üzerine 1Nisan da işyerinde üretimi durdurmak zorunda kaldık. İşveren, işçilerin sendikaya üye olduklarını ve bir Toplu İş Sözleşmesi taslağı hazırladıklarını öğrendiği anda tehditler savurma başlamış ve kararlılığını kanıtlamak adına böyle bir atmıştır.

Çünkü bu işyerinde ve tüm ülkede emek çok ucuzdur ve ucuz kalması istemektedir. Sendikal hak ve özgürlükler sadece kağıt üzerindedir ve öyle kalması istenmektedir. Sendika da örgütlendiği için işçileri cezalandırmanın işverene ağır yaptırımları yoktur hatta destek vardır. Çünkü işçilerin borç içinde zor şartlarda yaşadığını ve fazla direnecek güçleri olmadığını düşünürler.

Ancak İşçilerimiz açlık sınırında ücretlere ve ağır çalışma koşulları altında yaşamlarını sürdürüyorlar. Üyelerimize ölümü gösterip hastalığa razı olmalarını söylüyor işveren. Sendika dan vazgeçmezler ise tüm işçileri tazminatsız atacağını söylüyor. İşçilerimiz de onlara diyor ki; Bizim kaybedecek bir şeyimiz yoktur. İşimiz Ekmeğimiz ve Özgürlüğümüz için sonuna kadar direneceğiz. Sendikal örgütlenmemize saygı göstermenizi istiyoruz. Baskı ve engelleriniz bizleri yıldıramaz. Sınıf dayanışması ile göründüğünden daha güçlü ve kararlı bir direniş sizi bekliyor. Yaşasın sınıf Dayanışması.

Nis 01

DOSTCAM’ DA ÜRETİM DURDU

12919687_1596285354023864_4209433848012827540_n
İzmir Çiğlide bulunan Dostcam Sanayi A.Ş. de sendikamız üyesi bir işçinin işten atılması üzerine işi durduran üyelerimizin kararlı duruşu sürüyor. Sendikamızın görüşme talebine olumsuz cevap veren işverenin işçi temsilcilerimizle yaptığı görüşmeden de bir sonuç çıkmadı. iş yerine kolluk kuvvetlerini çağıran işveren temsilcileri herkesi işten atma tehdidi ile direnişi kırmaya çalışıyor. Sendikamızla masaya oturulmasını ve atılan arkadaşlarının geri dönmesini talep eden üyelerimizin kararlı duruşu ve coşkusuyla mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

Mar 22

KİRALIK İŞÇİLİĞE HAYIR! KIDEM TAZMİNATIMA DOKUNMA

dvrgztspdf copy

Mar 15

SERAPOOL DİRENİŞİ YİNE KAZANDI

11081108_1449928721992862_3612216650715483827_n

Sendikamıza üye oldukları için işten atılan ve aylarca fabrika önünde direnen serapool işçileri, patronunun açtığı “yasa dışı grev” davasını kazandı. Yargıtay tarafından da onaylanan karara göre işçilerimizin mücadelesi bir hak mücadelesidir, bir onur mücadelesidir. Sendikamızda örgütlenen ve 11 Haziran 2015 tarihinde bir arkadaşlarının işten atılması ve tehdit edilmesi üzerine iş bırakan üyelerimizin haklı tutumu yüksek mahkeme tarafından da tescillenmiş oldu. İşveren tüm uzlaşma çabalarımıza ve çağrılarımıza kulağını tıkamış, sendikamız ve sekiz işçi arkadaşımız için yasa dışı grevi başlattıkları iddiası ile dava açmıştır. Anayasa’ya ve ILO sözleşmelerine göre yaptığımızın barışçıl bir hak arama eylemi olduğunu hep savunduk ancak işverenin cevabı 123 arkadaşımızı tazminatsız bir şekilde işten atmak olmuştu. İşçilerimizin yaptığı sendikal hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaktı. Sendikalı çalışma ve istedikleri sendikaya üye olma haklarını kullanmaktı. Ekmeklerini büyütmek, çocuklarının geleceğine sahip çıkmaktı. İşten atılan ve bir daha çocuğunu görememekle tehdit edilen arkadaşlarına sahip çıkarak onurlu bir duruş sergilemekti.
Bu dava ve kararın Türkiye işçi sınıfı tarihinde birebir örneği yoktur ve emsal niteliği taşımaktadır. Elbette yasalarla sınırlı olmayan, fiili ve meşru mücadelenin ilk örneği değildir ancak bu şekilde açılmış ve kazanılmış bir dava olarak tektir ve bu açıdan çok önemlidir. Bu karar üyelerimizin açtığı işe iade davalarını da direkt olarak etkileyecektir. Artık “kıdem tazminatımız yanar”,”yetki olmadan eylem yapamayız” diyerek mücadeleden geri duran işçilerimiz daha bir cesaretle davranacaklardır. Tıpkı Renault işçilerinin fiili ve meşru mücadelesi gibi Serapool işçilerinin haklı mücadelesi de Türkiye işçi sınıfı tarihindeki şanlı yerini çoktan almıştır. Kendisinden sonraki tüm işçi mücadelelerini olumlu bir şekilde etkileyecek olan bu hukuki mücadele ve hukuki kazanım tüm işçi sınıfımıza hayırlı olsun.
SeraPool Direnişi ile maddi manevi Dayanışma gösteren herkesi, her kurumu ayrı ayrı selamlıyor ve teşekkür ediyoruz. Elbette nerede olursa olsun her direniş, her grev, her emek mücadelesi, her demokrasi mücadelesi aslında aynı mücadelenin, işçi sınıfı mücadelesinin bir parçasıdır ve hepimizin davasıdır. İşçilerimizle birlikte mücadelemizi farklı şekillerde ama aynı kararlılıkla sürdüreceğimizi ilan ediyor ve yine bir kez daha SeraPool patronunu işçilerimizi işe geri almaya ve sendikal haklarına saygı göstermeye çağırıyoruz.

CAM KERAMİK İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZİ

Mar 14

TERÖR’Ü KINIYORUZ. SORUMLULAR HESAP VERMELİDİR.

46017

Başkent Ankara’nın göbeğinde dün yaşanan terör saldırısı son beş ay içerisindeki sadece Ankara’daki üçüncü saldırıdır. Ülkede güvenlik önlemlerinin en yoğun olduğu yerde Kızılay meydanın da patlayan bomba yine onlarca yaşamın sönmesine ve onlarca vatandaşımızın sakat kalmasına neden oldu. Yine evlere ateş düştü. Ailelerin acılı feryatları yürekleri dağladı. Tüm ülkeyi hüzünle birlikte bir güvensizlik duygusu kapladı. Başta aileler olmak üzere tüm yurttaşlarımıza başsağlığı ve sabır diliyoruz. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve hangi örgüt, hangi odak yapmış olursa olsun saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.
Elbette önceki patlamalarda olduğu gibi bu patlamada da sorumlu ve hesap vermesi gerekenler bu ülkeyi yönetenlerdir. Günler öncesinden istihbarat bilgisi olduğu halde, gazetelerde Kızılay meydanının adı geçtiği halde bu saldırıyı engelleme marifetini gösteremeyen hükümet ve emniyet yetkilileri derhal istifa etmeli ve yargılanmalıdır. Ortadoğu da baş aktör olma iddiasındaki hükümetin yanlış ve savaşa dayalı politikaları, yine Kürt sorununu şiddetle çözmeye çalışması sonucunda can güvenliği olmayan ve korku içinde yaşayan bir ülkeye döndük sonunda. Her seferinde özgürlükleri kısıtlayarak ve güvenlik önlemlerini arttırarak sorunu çözeceklerini iddia eden yetkililer hala şiddet politikalarını kararlılıkla sürdürmekten bahsediyorlar. Terörle yaşamaya alışmamız gibi değerlendirmeler yapanlar, yaşananları normalleştirmeye çalışıyorlar.
Bu savaş ve terör ortamı işçilerimiz ve emekçilerimiz için hayati öneme sahip bir çok meselenin de üstünü örtüyor ve sermayedarların ekmeğine yağ sürüyor tabi. Kıdem tazminatlarımızın fona devredilmesi, Kiralık işçilik uygulaması, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılması, Ek Zam talebimiz gibi bir çok mesele bu gümbürtü içinde kaybolup gitsin isteniyor. Ancak bu ülkenin her milliyetten işçileri emekçileri bu oyunu bozacaktır. Haklarımıza, taleplerimize de sahip çıkacak, aynı zamanda barışı ve kardeşliği savunmaya da devam edeceğiz. İşçi sınıfımız için başka çıkar yol yoktur.

CAM KERAMİK İŞ SENDİKASI
GENEL MERKEZİ

Mar 12

DİSK BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ;

DSC_9531
9 Mart 2016 Çarşamba günü DİSK Genel Merkez binasında toplanan DİSK Başkanlar Kurulu, aşağıdaki sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaşma kararı almıştır:

Hak arama mücadelesine, kazanılmış haklarımızın yok edilmesine yönelik baskıcı düzenleme ve uygulamalara karşı direneceğiz!

Hak ve özgürlüklerimiz açısından son derece önemli tarihsel bir süreçten geçiyoruz.

Türkiye’nin bugün yine en önemli sorunu temel hak ve özgürlüklerdir. Düşünce özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğü, sendikal hak ve özgürlükler, yasaların demokratikleştirilmesi, insan hakları ihlallerinin önlenmesi gibi sorunlar yine gündemin ön sıralarında bulunuyor. Örgütlenme ve hak arama özgürlüğü, sendikaya üye olma özgürlüğü ve toplumsal haklar kullanılamıyor. Devletin en üst kademesinden yapılan hukuk tanımaz açıklamalar ve kabul edilemez nitelik taşıyan çeşitli baskılar varlığını sürdürüyor.

Böyle bir değişim ya da dönüşüm sürecinin Türkiye toplumu için olumlu sonuçlar doğurmayacağı ve toplumsal barışı yok ederek yol alacağı ortadadır. Bu anlamda, ülkemizin gidişatı çıkmaz bir sokak niteliğindedir.

İşçilere karşı sermaye çıkarı söz konusu olduğunda yıllardır yasa ve hukuk tanımayan iktidar, bugün aynı hukuk tanımazlığı kendi amaçları için sürdürmeye devam etmektedir. Emeğe, doğaya, kadına, kendi inancı ve kimliğinden olmayan herkese düşmanca yaklaşan siyasi iktidar, bu ülkeye doğal olarak demokrasi taşımamakta, “başkanlık” sultasıyla biçimlendirilmiş totaliter bir rejim için elinden geleni ardına koymamakta, hukuk sistemini tanımadığını en yetkili ağızlardan itiraf etmektedir.

Bu süreçte ülkemizdeki tüm muhalif unsurlar giderek edilgenleştirilmeye ve susturulmaya çalışılmaktadır. Böylelikle Türkiye, uluslararası sermayenin kolaylıkla avlanacağı özel bir alana dönüştürülmek istenmektedir.

Yaşanan gelişmeler siyasal iktidar tarafından gündeme getirilen Ulusal İstihdam Stratejisi çerçevesinde ele alındığında daha anlaşır bir nitelik kazanmaktadır. Çünkü ulusal istihdam stratejisi ile siyasal iktidar ekonomik gelişmeyi ve işsizliğin geriletilmesini, emekçilerin güvencelerini zayıflatarak ve kazanılmış haklarını yok ederek sağlamaya çalışmaktadır. Strateji belgesinde yer alan; belirli süreli sözleşmeleri sürekli hale getiren, taşeron sistemini tüm işçilere yayan, kiralık işçiliği yasalaştırmak için özel istihdam büroları kuran ve kıdem tazminatını fona devrederek işçilerin her türlü güvencesini yok eden tüm düzenlemeler bu durumun açık örnekleridir.

Böyle bir programın uygulanması, demokratik hakların ve temel özgürlüklerin her geçen gün artacak şekilde sınırlanmasını gündeme getirecektir. O nedenle, önümüzdeki süreçte bir yandan temel hak ve özgürlüklere, siyasal ve sendikal örgütlenmelere, öte yandan ise her türlü hak arama mücadelesine yönelik baskıcı düzenleme ve uygulamaların daha da yoğunlaşması kaçınılmazdır.

Fakat şunu da hatırlatmak isteriz ki; hedefledikleri, susturulmuş, sindirilmiş, kendi kabuğuna çekilmiş böyle bir toplumsal ortama; ekonomik, sosyal ve siyasal programıyla belirlediği amaçlarına güçlü bir toplumsal muhalefet ile sendikal hareketin bulunduğu koşullarda ulaşabilmesi mümkün değildir.

Gerçek bir demokratik dönüşüm için çalışanların yaşam koşullarının ve ücretlerinin iyileştirilmesi, sosyal devletin yeniden oluşturulması zorunludur. Dolayısıyla sınıfsal nitelik taşıyan bu taleplerin Türkiye toplumunun genel talepleri düzeyine yükseltilmesi için verdiğimiz mücadele alabildiğine yükseltilmelidir.

Bu tespitlerden hareketle Başkanlar Kurulumuz şu kararları almıştır:
1. Türkiye’de kayıtlı işçilerin en az yarısını kölece, güvencesiz çalışma koşullarına mahkum edecek, “amele pazarları”nı anımsatan bir çalışma yaşamı dayatan, işçi simsarlığının önünü açan, “insanlık onuruna aykırı” bir uygulama olduğu aşikar olan “kiralık işçilik” yasa tasarısının durdurmak için mücadele kararlılığını ilan eden Başkanlar Kurulumuz konuya dair Konfederasyonumuzca hazırlanan bildirilerin, afişlerin, pankartların işçi sınıfını bilgilendirici tüm araçların etkin bir biçimde kullanılması ve takvimi ilerleyen günlerde açıklanmak üzere ülkenin dört bir yanından başlayacak bir Ankara yürüyüşüne tüm örgütlerimizin hazır olması gerektiği duyurur.
İşçi sınıfının tamamını ilgilendiren, Özel İstihdam Büroları’na işçi kiralama yetkisi verilmesi ve kıdem tazminatının gaspına yönelik girişimler karşısında mücadele kararlılığının bir kez daha altını çizen Başkanlar Kurulumuz, diğer emek ve meslek örgütleri başta olmak üzere örgütlü örgütsüz tüm işçileri, köleliğe karşı ortak mücadeleye çağırır.

2. Kendi icraatlarına yönelik en ufak itirazı bile “düşman” ilan ederek, demokrasinin en asgari gerekleri olan düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne saygı göstermemeyi alışkanlık haline getiren iktidar, işverenlerin çıkarları doğrultusunda işçilerin sendikal tercihlerine da müdahale etmektedir. İşverenlerin ve iktidarın aparatı haline gelmiş sarı sendikaların dışındaki sendikalara üye olan işçiler baskı altına alınmakta, işten çıkarılmakta, Bursa’da Birleşik Metal-İş sendikamızın örgütlendiği Renault fabrikasında da son örneği görüldüğü üzere devletin kolluk güçlerinin saldırılarına uğramaktadır. İşçilerin fabrikalardan kovduğu sarı sendikaların toplantılarına katılan Cumhurbaşkanı’nın, gerçek dışı beyanlarla DİSK’i ve DİSK üyesi sendikaları hedef alması, işçilerin en temel haklarına, örgütlenme hakkına, sendikal tercihlere, demokratik hak ve özgürlüklere saygı duyulmadığını bir kere daha göstermektedir. Başkanlar Kurulumuz, bir kez daha işverenleri ve iktidarı işçi sınıfının örgütlenme haklarına saygı duymaya çağırır. Bu saygı tarihin her döneminde işçilerin birliği ve mücadelesi ile sağlanmıştır ve sağlanacaktır.

3. DİSK Başkanlar Kurulumuz, grevdeki Tümka-İş üyesi SCA-Yıldız işçilerini, sendikal hakları için mücadele eden Birleşik Metal-İş üyesi Renault işçilerini, ücretleri için direnen Enerji-Sen üyesi Urfa EDAŞ işçilerini ve kölelik yasalarına karşı sesleri için İzmir’de saldırıya uğrayarak gözaltına alınan Genel-İş üyesi belediye işçilerini, tüm işkollarında “taşeron işçilere kadro” ve “ek zam” talepleriyle ayağa kalkan işçileri selamlayarak, DİSK’in birliği ve bütünlüğü içerisinde mücadeleye yükseltmenin her zamankinden fazla önem taşıdığını bir kez daha vurgular.

Mar 07

HER YER RENO, HER YER DİRENİŞ.

12439385_1065795106809994_7914503628909439819_n
Reno işçileri ile dayanışma ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bir araya gelen Serapool işçileri fabrika önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. sık sık her yer reno her yer direniş sloganlarının atıldığı eylem sonrasında üyelerimizle 8 Mart konulu eğitim toplantısı da yapıldı. Eylemde okunan basın açıklaması şöyle;
270 Gün önce bir arkadaşımızın işten atılması ve tehdit edilmesiyle başlayan haklı ve onurlu mücadelemiz devam ediyor. Serapool deki mücadelemiz insanca çalışmak ve insanca yaşamak içindir. Ekmeğimizi, aşımızı büyütmek için, çocuklarımızın geleceği içindir. Tıpkı reno işçileri gibi, tıpkı SCA işçileri gibi, sendikal hak ve özgürlüklerimize sahip çıkmak içindir. Bu en insani taleplerimizden bile vazgeçeceğimizi zannedenler yanılıyorlar. Birliğimizi bozmak için her türlü oyuna başvuranlar, mahkeme süreçlerini uzatarak yılgınlığa kapılacağımızı, pişman olacağımızı zannediyorlarsa, daha çok beklerler. Serapool işçisinin gösterdiği kararlılık ve özellikle kadın arkadaşlarımızın emeği ve direnci sayesinde birliğimizi ve kavgamızı sürdürmeye devam edeceğiz. Ve kazanan tabi ki biz olacağız, direnen emekçiler olacak.
270 gün süren direnişimiz sayesinde çok şey öğrendik çok şey kazandık aslında. Yıllardır aynı fabrikada birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızı direnişte tanıdık. İnançlarımız, kültürümüz, siyasi görüşlerimiz farklı olsa da, aslında birbirimizden farkımız olmadığını gördük. Gerçek dostlarımızı, düşmanlarımızı direniş sayesinde tanıdık. Ziyaretimize gelen LG işçilerinden, kimberly işçilerinden, hatta yurt dışından ziyaretimize gelen ve bizlere destek veren işçi temsilcilerinden, bir farkımız olmadığını aslında aynı sınıfın, işçi sınıfının bir parçası olduğumuzu öğrendik. Zulme ve sömürüye karşı birlikte karşı durmanın mutluluğunu yaşadık. Yaşadığımız maddi sıkıntılara rağmen boyun eğmedik bugünden sonra da eğmeyeceğiz. Kaybedecek bir şeyimizin olmadığını gördük, korkularımızı birlikte yendik.
Direnişimiz geçen sene bizden bir ay önce Reno işçilerinin mücadelesinden etkilenerek ve güç alarak başlamıştı. Reno işçilerinin mücadelesi yalnız bize değil tüm fabrikalara umut vermişti. Bugün Reno işçileri büyük bir saldırı altında. Yüzlerce işçiyi işten attılar. Yürüyüş yapan işçilere saldırdılar, mahkemeye çıkarttılar. Reno işçisine yapılanlar aslında hepimizedir. Umudumuzu kırmak, bizleri korkutmak ve sesimizi kısmak istiyorlar. Reno ek zam mücadelesini kazanırsa bu bütün işçilere yine “kötü örnek” olacağından korkuyorlar aslında. Bizler artık Reno işçisiyle, SCA işçisiyle, Serapool işçisinin aynı şey için mücadele ettiğini, aynı ekmek kavgasının bir parçası olduğunu çok iyi biliyoruz ve kalbimiz Reno işçileriyle birlikte çarpıyor. Reno kazanırsa Türkiye işçi sınıfı kazanacak. Her yer Reno her yer direniş sloganı bu yüzden atılıyor her yerde. Bizler aynı sınıfın birer parçasıyız.

İşçi sınıfı ile sömürücü sermaye sınıfı arasındaki mücadele yeni başlamadı elbette. Yüz yıllardır emeği ile geçinenler ve emeği sömürenler arasında sürüyor bu kavga. Bundan 150 yıl önce dünyanın diğer bir ucundaki hiç tanımadığımız işçiler, çalışma koşulları iyileştirilsin diye, çalışma saatleri 8 saate düşürülsün diye mücadele ediyordu. On binlerce işçi greve çıktı bu nedenle. O zamanda kadın işçiler yine en öndeydi. O zamanda kan emiciler hakkını arayan işçilere saldırıyor, hatta katlediyordu. Yüzlerce kadın işçinin öldüğü ve sakat kaldığı o günler, her yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak tüm dünyada kutlanıyor. Kadınlar o gün de mücadelenin en önündeydi bugünde öyle. Çünkü kadınların emeğini daha ucuza satın almak istiyorlar. Aynı işi yaptığı halde aynı ücreti alamayan kadın işçiler Serapool de de olduğu gibi kadın olmalarından kaynaklanan birçok farklı sorunu da beraberinde yaşıyor. Yalnız işyerinde değil sokakta, evde, her yerde dünyanın yükünü taşıyan kadınlarımız, emek mücadelesinde de en önde yer alıyor.
Hükümetin kıdem tazminatlarını kaldırmak istediği ve Kiralık işçilik uygulamasını başlatmaya hazırlandığı bu günlerde Kürt illerinde ve orta doğuda süren savaşlar başta kadın işçiler olmak üzere tüm işçilerin daha çok sesini yükseltmesi gerekiyor. Savaşlardan çıkarı olanlarla Kiralık işçilikten çıkarı olanlar aynı kişilerdir. Bu nedenle emek, barış ve demokrasi mücadelesi birbirinin parçasıdır. Savaş ve çatışma ortamında haklarımız elimizden alınır ekmeğimiz küçülür. İşçi sınıfı her zaman barışı savunacaktır.
Serapool işçilerinin sendikalı çalışmak için sürdürdüğü onurlu mücadelesi kararlılıkla devam etmektedir ve devam edecektir.
12814076_1065795130143325_5391701123163909309_n